26 Mart 2016 Cumartesi

Üşenmemiş devesini de mi almış gitmiş? | Mehmet Fahri Sertkaya

akademi dergisi, mehmet fahri sertkaya, kara çarşaf, çarşaf hristiyan kıyafeti mi, ortodoks hristiyanlar, mahmud efendi, rahibe, bozuk tarikatlar, ismailağa cemaati,


"Çarşaflı bir Arap müslüman kadın, devesi ile beraber Rusya'ya kadar mı gitmiş, orası neresi, ne oluyor orada?" denilebilir ama "Russian Travel Guide" isimli Rus kanalında, bir hristiyan ortodoks rahibe ile mülakat yapılan bir anı görüyorsunuz. 


Mahmud Efendi'nin çarşaf hakkındaki sözlerini mi duymuş? "Gerekirse sekiz kat üst üste çarşaf giyin" dediğinden mi etkilenmiş? Elbette hayır... Rahibenin ne işi olur Mahmud Efendi ile... Ortodoks Hristiyanlar binlerce senedir çarşaf giyiyorlar. Hususi bir gayretle de kara çarşaf giyiyorlar. İsmini vermeyeyim, Rusya'da çok meşhur bir tesettür giyim mağazası var. Marka olmuş, çok tutulmuş ve kendi üretip satan bir mağaza. Oranın müşterilerinin belki de yarısı Rusya'daki ortodoks hıristiyan kadınları. Kara çarşafları kapışıyorlar. 

Kara çarşaf, ortodoks hıristiyanların yaygın olduğu yerlerde, mesela Yunanistan ve Suriye'de de çok görülür. Bize de zaten çok çok 150 sene önce bulaştı kara çarşaf ve Suriye'li ortodoks kadınlarından müslüman kadınlarına geçti. 

Allah teala kadınların da erkeklerin de tesettürü için, örtülmesi gereken yerler için, tek tip bir kıyafet belirlemedi. Bir kadın ya da erkek, tesettürün şartlarını yerine getiren, yani örtülmesi gereken yerleri uygun şekilde örten bir çuval giyseler bile caizdir ve tesettür emrine riayet etmiş olurlar. Tesettürde sınırlar/ölçüler şunlardır: 

➥ Örtülmesi farz olan yerleri örtecek
➥ Örttüğü yerleri bolca örtecek, vücut hatlarını belli etmeyecek
➥ Erkekler ipek kumaş ile örtünmeyecek
➥ Müslüman erkekler de kadınlar da, gayri müslimlerin siyasi ve dini sembolü haline gelmiş kıyafetleri giymeyecek. 

Bunlara dikkat edildikten sonra, hiçbir sorun yok. Gayri müslimler mont, eşofman, spor ayakkabı, gömlek v.s. giyiyorsa, müslüman bunları giyemez mi? Tesettüre uygunsa, kafirlerin dini ve siyasi bir sembolü değilse, gönül rahatlığı ile giyer. Mont da giyer, bolca pantolon da giyer, ceket de giyer, onların kundurasını da, spor ayakkabı modellerini de giyer ama onların şapkasını giyemez. Neden? Çünkü şapkanın dini bir anlamı var. Çünkü şapka (çeşidine göre) hıristiyanların ve Yahudilerin dini sembolü... 

-45 derece Sibirya soğuğu ile, +45 derece çöl sıcağında, bütün müslümanların tek tip kıyafet giyebileceğine, giymesi gerektiğine inanmak, böyle fetvalar vermek asıl sorundur. Bu gibi kararlar, bu gibi fetvalar, cahillikle de izah edilecek şeyler değil, akıl sorunu olmalı. Kaldı ki sekiz kat da nedir?

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi


 Dikkat! Gerçek sahibinin CIA olduğu ispat edilmiş olan Facebook ve benzeri Amerikan menşeli sosyal ağlar bizi uzun yıllardır sansürlüyor. Bu yayını paylaşıp, söz konusu sosyal ağlar üzerinde yaymayı, duyurmayı başaramayacaksınız. Ayrıca bu sosyal ağlardaki sayfalarımıza takipçi olduğunuzda, paylaştıklarımızın çoğunu göremeyeceksiniz. Bu, son sekiz senedir bu şekilde. Bu nedenle bizi, Akademi Dergisi'ni ve Mehmet Fahri Sertkaya'yı, farklı konudaki yüzlerce sitelerimizin bütün yayınlarını Telegram kanalımızdan takip etmenizi tavsiye ederiz: www.t.me/AkademiDergisi

(Takipçiler birbirinin isim ve telefon numaralarını bile göremez. Çok güvenli ve huzurlu bir ortamdır.)

13 Mart 2016 Pazar

Müceddid(!) efendiye yazılmış bir şiir: İmam efendi | Mehmet Fahri Sertkaya

akademi dergisi, mehmet fahri sertkaya, mahmud efendi, müceddid, yusuf el karadavi, mezhepsizlik, jet fadıl, cübbeli ahmed hoca, gerçek yüzü, ismailağa cemaati, bozuk tarikatlar,

İMAM EFENDİ 

Mezhepsiz Karadavi oy verdi diye 
Muceddid mi oldun imam Efendi 
Sahtekar Jet Fadıl yer verdi diye
Müceddid mi oldun imam Efendi?

Sahi ne zamandır dinde var seçim?
Dilinde Allah var, kalbinde geçim
Cübbeyi giyip sarığı sardığın için
Müceddid mi oldun imam Efendi

Kim güçlü, paralı sallarsın kuyruk 
Rabıta verirsin hep başına buyruk
Yaptığın ihanet ve yahut da toyluk
Yaptığın iş, iş değil İmam Efendi...

Sanma ki bu işin yoktur cezası
Başında ne varsa onun cefası
Ya düzelt kendini, ya bin fazlası
Ha geldi, geliyor İmam Efendi...


Dikkat! Gerçek sahibinin CIA olduğu ispat edilmiş olan Facebook ve benzeri Amerikan menşeli sosyal ağlar bizi uzun yıllardır sansürlüyor. Bu yayını paylaşıp, söz konusu sosyal ağlar üzerinde yaymayı, duyurmayı başaramayacaksınız. Ayrıca bu sosyal ağlardaki sayfalarımıza takipçi olduğunuzda, paylaştıklarımızın çoğunu göremeyeceksiniz. Bu, son sekiz senedir bu şekilde. Bu nedenle bizi, Akademi Dergisi'ni ve Mehmet Fahri Sertkaya'yı, farklı konudaki yüzlerce sitelerimizin bütün yayınlarını Telegram kanalımızdan takip etmenizi tavsiye ederiz: www.t.me/AkademiDergisi

(Takipçiler birbirinin isim ve telefon numaralarını bile göremez. Çok güvenli ve huzurlu bir ortamdır.)

12 Mart 2016 Cumartesi

Allah, cezalarını çok şiddetli verir. | Mehmet Fahri Sertkaya

akademi dergisi, Mehmet Fahri Sertkaya, mahmud efendi, ismailağa cemaati, mürşid, müceddid, Tasavvuf, psikiyatrist, tarikat, cemaat, sahte mürşidler, kutta-i tarik

Allah, cezalarını çok şiddetli verir.

"Kadın olsaydım eğer, sekiz tane çarşafı üst üste giyerdim."

1998'den beri götürülmediği psikolog kalmamış ve tedavi edilememiş, kendisini mürşid hatta müceddid zan eden bir hasta adam... Götürüldüğü psikiyatristlerden biri olan Sefa Saygılı'nın ifadesi ile "Çok hasta... Kendini bilemeyecek derecede hasta" birisi...

27 Ocak 2016 Çarşamba

Yahudilerden ödül alanlardan biri de Yusuf el-Karadavi | Mehmet Fahri Sertkaya

akademi dergisi, Mehmet Fahri Sertkaya, mahmud ustaosmanoğlu, yusuf el karadavi / kardavi, nato, siyonistler, büyük israil projesi, jet fadıl, akp'nin gerçek yüzü, ismailağa cemaati, cübbeli ahmet hoca, sempozyum, müceddidlik

Sapkın inançlarından ve ehli sünnetten uzak fetvalarından dolayı NATO Müftüsü olarak ünlenen ve Vehhabilere yakın bir zihniyete sahip olduğu da gün yüzüne çıkan Yusuf el-Karadavi de Yahudi aşığı çıktı ve bizi şaşırtmadı.


Karadavi ayrıca ünlü dolandırıcı Jet Fadıl'ın sponsorluğunda düzenlenen (kendini müceddid zan etmekte ısrar eden cami imamı) Mahmud Ustaosmanoğlu'nun hicri 15.Asrın (çakma) müceddidi olarak ilan edildiği toplantıya video ile katılıp sahte müceddidi destekleyen bir konuşma yapmıştı.

AKPKK'nın BOP ya da gerçek adı ile BİP yani Büyük İsrail Projesi kapsamında attığı adımları destekleyip Ortadoğu'daki müslüman halkları karşısına alan Karadavi, en son Kuveyt'ten sınır dışı edilmişti. Karadavi'nin Kuveyt'e geldiğini öğrenen Kuveyt müslümanları "Çıkarın şu İngiliz ve Siyonist casusu NATO imamını ülkemizden" diyerek sokaklarda nümayişler yapmışlardı. Bir kaç saat içinde Karadavi, Kuveytli yetkililer tarafından ülkeden çıkarılmış ve nümayişler son bulmuştu.

Yine, AKPKK'nın ve AKPKK'ya tapanların da ayırım yapmadan "Suriye muhalifleri" diyerek destekledikleri zamanda, Karadavi de IŞİD, el Kaide ve türevi sözde İslami terör örgütlerini destekleyen açıklamalar yapmıştı. AKPKK'nın korkunç boyuttaki vurgunları patlak verince de AKPKK'yı koruma refleksi ile hareket ederek, sınırları zorlayan ve duyanları şaşkına çeviren sözde ilmi ve sözde İslami açıklamalar yapıp fetvalar vermişti.

Fotoğraflarda, sahte şeyh Karadavi, Yahudilerden ödül alırken ve kendisine mahrem olan Katar Emiri(ki BİP'in en büyük emir erlerinden biridir)'nin eşiyle tokalaşırken görülüyor.

16 Kasım 2015 Pazartesi

Yusuf el-Karadavi Kimdir? | Mehmet Fahri Sertkaya

akademi dergisi, Mehmet Fahri Sertkaya, yusuf el karadavi / kardavi, abd, israil, nato, bop projesi, cia, mossad, mahmud ustaosmanoğlu, beşar esad, siyonizm,

   



SİZİNLE ADETA DALGA GEÇİYORLAR

Bu herif, Mahmud efendiyi müceddid seçenlerin başında geliyor ve o İngiliz casusu bir "NATO imamı"...

Yusuf el-Karadavi Kimdir?

Yüzde seksen küsuru Sünni Müslüman olan Suriye'de, Esed'i destekleyen, BOP'a yani gerçek adı ile Büyük İsrail devleti projesine karşı çıkan, saymakla bitmez, çok sayıdaki Sünni alimden biri olan Muhammet Said Ramazan El Buti, camide sohbet vermekte iken bombalı bir saldırı ile şehit edilmişti. Suriyeli Sünni alim el Buti'nin, CIA-MOSSAD uşağı sözde muhalif ve mücahid, özde paralı kiralık katil teröristler tarafından şehit edilmesi üzerine, Yusuf El Karadavi’nin yaptığı açıklamalar, dünyanın dört bir tarafında çok sayıda müslümanda öfke uyandırmıştı.

Ortadoğu ülkelerinde ‘Arap baharı’ adı altında, Büyük İsrail projesini gerçekleştirmek için yapılan ihanet, tahrip ve yıkımların çoğu, satın alınmış sözde İslam alimlerinin, özde Amerikan ve Siyonist casuslarının fetvaları sayesinde gerçekleşmişti. İslam'ı bir din gibi değil de, bir siyasi ideoloji hatta siyasi parti gibi kabullenip, dünya menfaat ve siyasetine alet eden İslamcılar da bu projede yoğun olarak kullanıldılar.

Özellikle de Arap halklara karşı hazırlanan komploda rolü deşifre olan Karadavi bunlardan biri... Ortadoğu'daki müslüman halkların ezici çoğunluğunun gözünde, kimliği ve misyonu çoktan deşifre olan Karadavi, İngiliz casusu bir NATO imamından başka bir şey değil...

Onun şimdiye kadar İsrail'e, Siyonizme ve bunların kuklalarına karşı cihat etme fetvası çıkarmaması acayip bir çelişkidir. Oysa kendisi, Katar’ın, ABD-İsrail planlarının, NATO’nun hizmetindedir ve bu güç odaklarının nüfuzu sayesinde sözde Dünya Müslüman Alimler Birliği başkanıdır.

Adamın geçmişi, hizmet ettiği arka planı, neye/kime çalıştığını bize anlatıyor. 

Hikaye, 1954 yılında başladı. Mısır cumhurbaşkanı Cemal Abdulnasır İskenderiye şehirinde Menşiyye meydanında bir suikast girişimine uğramıştı. Suikastin başarısızlığı Müslüman kardeşler (İhvan-ı Müslimin) liderlerinin ülkeden kaçmasına neden olmuştu.

Onlardan birisi, Suriye, Ürdün ve Suudi Arabistan arasında gidip gelen Dr. İbrahim İzzeddin idi. Daha sonra Arap Emirliği kimliğini alarak Abu Dabi’de Şeyh Zayed’in yardımcısı olarak görev yaptı.

Müslüman Kardeşler örgütü üyesi olan mültecilerin çoğunluğu Körfez Şeyhlikleri arasından Katar’ı tercih etti (Emir Hamad daha iktidar olmamıştı) Onlardan birisi, Mısır askeri hapishanesinde göz altına alındıktan sonra Emniyet sorumlusu Salah Nasr tarafından Mısır İstihbarat örgütü lehine çalışmayı kabul eden Yusuf El Karadavi idi.

1. Resim: Karadavi’nin Mısır istihbarat arşivlerinde dosyasındaki fotoğrafı

Katar’da durumlar değişti. Yusuf El Karadavi, biraz saf olan Katar şeyhlerini Salah Nasr istihbarat örgütünden maddi olarak daha faydalı buldu. Bu yüzden Salah Nasr’la ilişkisini kesti. Mısır hükumetinin pasaportunu yenilemediği gerekçesiyle şimdiye kadar taşıdığı Katar kimliğini aldı. Onun tercihlerinin en büyük amili/etkeni, para ve menfaat idi.

Katar o dönemde İngiliz sömürgesiydi. İngilizler, Süveyş kanalı ve Arap-İsrail kavgası konularında Abdulnasır’la kavga halindeydiler.

33 yaşında olan Karadavi o dönemde Katar’ı ve bir kaç ülkeyi daha işgal eden İngiltere’ye karşı hiç bir konuşma yapmadı. Aksine, her şeyiyle İngiliz olan Katar’a iltica edip, hazinesinden maaş almaya başladı. Almaya da devam ediyor. O zaman, İngilizlerin kışkırtması ile ve Müslüman kardeşler örgütünün politikasına da uygun olarak, Siyonist rejimle savaşan Abdulnasır’a karşı kampanyalar düzenlemeye başladı.

Karadavi, körfez’deki İngiliz işgalini hiç eleştirmedi. Katar şeyhliğinde ilişkileri giderek derinleşti. Katar’ı fiili olarak, Ali bin Abdullah Âl Tani tarafından silahlı kuvvetler ve polis genel komutanı tayin edilen İngiliz subay Cochrane yönetiyordu. Katar halkının çoğunluğu işgalci İngilizlerle işbirliği yapmayı reddettiği için ordu ve polisin çoğunluğu Hintli ve Asyalılardan oluşmaktaydı. 

İngiliz Kraliyet Hava Kuvvetlerinde eski bir subay olan Philip Blant ise Katar hükümdarı yardımcısı olarak işe başladı. 1950’de İngiltere Arthur Wilton’u yine ‘hükümdar yardımcısı’ ismi altında Katar’da birinci siyasi sorumlu olarak tayin etti.

2. Resim: Şeyh Ahmet bin Ali Âl Tani ordu ve polis komutanı Ronald Cochrane ile birlikte

Cochrane, Müslüman Kardeşlerin Katar yarımadasındaki faaliyetlerini kontrol ediyordu. Onlarla özel ilişkiler dokumaya başladı. Özellikle de uzaktan din eğitimi alan El Kardavi ile... 

O zamanda Kardavi’nin Mısır cumhurbaşkanı Abdulnasır’a karşı kışkırtma aktivitelerinden başka yaptığı bir şey yoktu. Daha sonra Filistin direnişine karşı bir kampanya başlattı. Bir çok Katarlı iş adamının, ‘kendini tehlikeye atma’ olarak tanımladığı Filistin direnişine maddi destek vermesini engelledi.

3. Resim: Şeyh Ahmet bin Ali, Ronald Cochrane ve aralarında Yusuf El Kardavi’nin bulunduğu Müslüman kardeşler örgütü mültecileri ile birlikte

Hükümdar ailesine giderek yakınlaştı. Onlara göre fetva hazırladı. O fetvaların en meşhuru, Şeyh Hamad’ın babasını sırtından vurmasını ve ona karşı bir darbe düzenlemesini mübah sayan fetva. Kur'an-ı Kerim’de açık açık zikredilen (Onlara (babalara) hiç bir kötü söz söyleme, kötülük yapma) ayetine ters olmasına rağmen Kardavi ümmetin çıkarının Hamad’ın yaptığını gerektirdiğini öne sürdü. Sanki Hamad’ın babasına karşı düzenlediği darbe hanımı Moza ve Siyonist rejimin isteğiyle değil de Katarlı ümmetin isteğiyle oldu. Ki siyonist rejim hemen, Şeyh Kardavi’nin konuğu olduğu ‘Şeriat ve Hayat’ programını yayınlayan El Cezire televizyonu binasının çok yakınında bir elçilikle mükafaatlandırıldı.

Şimdiye kadar açık olan bir soru var: Yusuf El Kardavi’nin İngliz subay Cochrane ve İngliz istihbaratıyla ilişkisi ne kadar gelişti?

Hiç kimsenin milyonlarca müslümanı aptal yerine koymaya hakkı yok. Hiç kimsenin akıl sağlığı da yerinde olmayan hasta ve ihtiyar bir adam (Mahmud efendi) üzerinden, Sünnilik ve Nakşilik iddiası ile ve de kurmaca bir müceddidlik iddiası/tiyatrosu ile Türkiye müslümanlarını da dolaylı yoldan Siyonizme hizmet ettirme hakkı, lüksü yok.

Mahmud efendiyi müceddid ilan edenler arasındaki tek Siyonist casusu Karadavi değildir. Bu İslam/ehli sünnet davası, bu tasavvuf davası, bu vatan ve devlet davası sahipsiz değildir. İmam-ı Rabbani evlatlarını izlemeye devam edin. BOP'çuların, İslamcıların, particilerin, bozuk tarikatların, ihvancıların ve hepsinin ağababaları olan Siyonistlerle işbirliği halindeki İçimizdeki İsrail'in bütün planlarını bozacaklar.

Bu güne değin en çok tıklanılanlar