müceddid etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
müceddid etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ağustos 2018 Pazar

Süleymanlılar bütün Müslümanları uyarıyor: Menzil ve İsmailağa hak tarikatlardan değil. Halid-i Bağdadi gerçek bir mürşidi-i kamil değil | Mehmet Fahri Sertkaya

akademi dergisi, mehmet fahri sertkaya, menzilciler, ismailağa cemaati, mahmud efendi, sahte mürşidler, müceddid, halid-i bağdadi, silsile-i saadat, gerçek yüzü, semerkand

Menzil grubuna ait Semerkand yayın evinin neşrettiği bir eser bile, bu grubun hak bir tarikat olmadığını ispat ediyor. Kendi kendilerini ele veriyorlar.

Silsile-i aliyyede 28. halka Abdullah-i Dehlevi (k.s.)’dir. Bunların bozuk, tahrif edilmiş silsilelerinde ise 28. halka Halid-i Bağdadi’dir. Aslında gerçek bir mürşid-i kamil olmadığı halde bunlar tarafından öyle kabul edilir. Halid-i Bağdadi’nin ilk halifelerinden olan Muhammed Hani bile yazmış olduğu ve Semerkand tarafından neşredilen Behcetü’s Seniyye isimli eserinde söyle der:

22 Ocak 2018 Pazartesi

Mahkeme karar verdi: İsmailağa ismini artık kullanamayacak . | Akademi Dergisi

akademi dergisi, ismailağa cemaati, masum bayraktar, tazminat, mahmud efendi, gerçek yüzü, müceddid, atatürk, hakaret, tarikat, fm tv,

İsmailağa cemaati, yıllardır cemaatin adını kullanarak televizyon ve dernekler kuran Masum Bayraktar’dan mahkeme kararı ile ismini geri aldı. Bayraktar, artık hiçbir mecrada İsmailağa ismini kullanamayacak.

2 Temmuz 2017 Pazar

CIA bağlantılı Yusuf el Karadavi, CIA bağlantılı Tayyip Erdoğan'ı paklamak için ayetin manasını tahrif ederken... | Mehmet Fahri Sertkaya

akademi dergisi, mehmet fahri sertkaya, mahmud efendi, mahmud ustaosmanoğlu, sahte mürşidler, müceddid, Recep Tayyip Erdoğan, yusuf el karadavi, mehmet şevket eygi, siyonizm, cia, mossad, BOP projesi,

Bir zamanlar sözde mürşid Mahmud efendi, çoktan CIA'nın kucağına düşmüş Tayyip Erdoğan ile şen şakrak iken... Az arkada da Mehmet Şevket Eygi görülüyor...


CIA bağlantılı Yusuf el Karadavi, CIA bağlantılı Tayyip Erdoğan'ı paklamak için ayetin manasını tahrif ederken...

Derviş dervişi tekkede,
Hacı hacıyı Mekke'de
BOP'çu BOP'çuyu her yerde bulur
Her zor zamanında yardımına koşar...

NATO şeyhi olarak bilinen ve IŞİD'in gerçek kurucularından İngiliz istihbaratının emrinde olan, aslen Vehhabi Katarlı olan ve çeşitli Ortadoğu ülkelerine gidemeyen, gidince halkların ayaklanıp da "Def edin şu Siyonist uşağı BOP'çuyu ülkemizden" tarzında protestolar yapmasına sebep olan Yusuf el Karadavi, CIA+MOSSAD güdümlü BOP'çu Erdoğan'ı paklamaya çalışırken...


Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Dikkat!
 Gerçek sahibinin CIA olduğu ispat edilmiş olan Facebook ve benzeri Amerikan menşeli sosyal ağlar bizi uzun yıllardır sansürlüyor. Bu yayını paylaşıp, söz konusu sosyal ağlar üzerinde yaymayı, duyurmayı başaramayacaksınız. Ayrıca bu sosyal ağlardaki sayfalarımıza takipçi olduğunuzda, paylaştıklarımızın çoğunu göremeyeceksiniz. Bu, son sekiz senedir bu şekilde. Bu nedenle bizi, Akademi Dergisi'ni ve Mehmet Fahri Sertkaya'yı, farklı konudaki yüzlerce sitelerimizin bütün yayınlarını Telegram kanalımızdan takip etmenizi tavsiye ederiz: www.t.me/AkademiDergisi

(Takipçiler birbirinin isim ve telefon numaralarını bile göremez. Çok güvenli ve huzurlu bir ortamdır.)

9 Mayıs 2017 Salı

Halid-i Bağdadi, mürşid-i kamil değildi. Müceddid, hiç değildi | Silsilesi bozuk tarikatlar | İsmailağa | Mehmet Fahri Sertkaya

akademi dergisi, mehmet fahri sertkaya, halid-i bağdadi, ismailağa cemaati, müceddid, cübbeli ahmet hoca, silsile-i saadat, Süleyman Hilmi Tunahan, abdullah-ı dehlevi,

Halid-i Bağdadi, mürşid-i kamil değildi.

Müceddid, hiç değildi...

O devrin müceddidi, Silsile-i aliyyenin sıralamada yirmi sekizincisi olan, Hindistan'da yaşayan, 1745'te dünyaya gelen, 1824'te alemi değişen Abdullah-ı Dehlevi (k.s.)dir.

Abdullah-ı Dehlevi'den önceki müceddid, Mazhar-ı Can-ı Canan hazretleridir. Gerçek adı Şemseddin Habibullah'tır.

Abdullah-ı Dehlevi'den sonraki müceddid, Selahaddin ibn-i Mevlana Siracüddin (k.s.)'dir. Buhara'lıdır. Şeyh Mazhar İşan Can-ı Canan (k.s.) Hazretlerinin en büyük halifesidir. Altun Silsile'nin dokuzuncu büyük rütbesi ve sıralamada otuz ikinci halkasıdır.

Her devirde müceddidler, Nakşibendi tarikatının Müceddidiye/Müceddidler kolundan çıkmıştır. Nakşibendi tarikatının Müceddidler kolunun 33. ve son halkası da Süleyman Hilmi Tunahan (k.s.)'dır.

Bir kimsenin, bu kolun gerçek müceddidlerinin haricinde, bir devirde başka birinin müceddid olduğunu iddia etmesi, ya bu hususlardaki cahilliğindendir, ya da art niyetindendir. 

Yıllardır bu husustaki ikazlarımızı görüp, çaresiz kalıp karşılık veremeyen, 5-6 sene sonra iyice sıkışınca bu yayınlarımızı diline dolayıp, din düşmanlarına, tasavvuf düşmanlarına saldırır gibi Akademi Dergisi'ne saldıran cübbesi çıkasıca lüzumsuz herif, ortalığı darmadağın etmiş, herkesi birbirine katmıştı. Sonra Akademi'nin ve Süleymanlılar cemaatinin dik duruşunu görünce de, yaptığı terbiyesizlikleri sağlam geri vitese takarak telafi etmek istemiş ve kısa süre sonra bir videolu sohbetinde bu hakikati, nihayet kabullenmek zorunda kalmış ama art niyetine devam ederek "Evet öyle, müceddidler bu koldan çıkarlar ama Hindistan'da da müceddidler var, şurada, burada da var" diyerek yine kendisine yakışanı yapıp, kabullenmeye bir kez daha mecbur kaldığı bu hususu hiç değilse sulandırmıştı. Müceddidiye kolu tektir ve izah ettiğimiz koldur ve Halid-i Bağdadi zamanında bu kolun halkası yani müceddidi, Abdullah-ı Dehlevi (k.s.)dir. 

Biz yıllardır çok açıkça söylüyoruz: 

➥ Silsilesinde Halid-i Bağdadi, bir mürşid ya da müceddid olarak geçen bütün yollar, bozuk, nursuz, icazetsiz yollardır. İsmailağa bozuk bir yoldur. İhlasçıların yolu bozuk, nursuz, icazetsiz bir yoldur. Diğerleri de hep böyledir. Bu, hakikatin ifadesidir. Hiç kimsenin büyüğüne, yoluna sövmek ya da karalamak değildir. Bir yol bozuksa, bozuktur. Bunu medenice izah ve ispat etmek, Müslümanları ikaz etmek herkesin hakkıdır. Bunu yapmak, fitne çıkartmak hiç değildir. Asıl fitne, nuru çoktan kesilmiş, icazeti çoktan bitmiş bozuk yolların hala hak olduğunu iddia etmek ve İmam-ı Rabbani (k.s.)nin "Kutta-i tarik/tarikat eşkıyası' dediği yol kesiciliği yapmak, insanları hak yoldan, hakiki mürşid ve müceddidlerden ayrı düşürmektir.

Her şeye rağmen kendilerinin hak kol olduğunu, mürşidlerinin hak mürşid olduğunu iddia edenlerin halleri de meydandadır. Bunların en önde gelenlerinden İsmailağa'nın bile hali meydandadır. Sözde mürşid Ali Haydar Efendi, Kamalistlerin zulmünden korkup 25 sene evinden dışarı çıkamamış, yakınlarının çocuklarına bile İslami ilimleri öğretmemiştir. Kendi memleketinde Müslümanların ne halde olduklarını, kendi memleketinde kafirlerin ne oyunlar yaptıklarını bile bilmemiştir. Nerede kaldı ki başka ülkelerin Müslümanlarına da mürşidlik yapsın... Onun yerine geçen sözde mürşid hatta sözde müceddid Mahmud Efendi 1998'den beri akıl hastasıdır ve bu da ispat edilmiş bir gerçektir. Bu şahsı ellerinde oynatıp müceddid ilan eden cübbeleri çıkasıca lüzumsuz herifler, tamamen sahtekarlıkla bir sözde sempozyum yapmışlardır. 

Diğerlerinin de bunlardan farkı yoktur. Akademi Dergisi'nde bunları müşahhas/somut delilleri ile 8 yıldır anlatıyoruz.

14 Mart 2017 Salı

İsmailağa tarikatı referandumda EVET mi diyecek? Mahmud efendi ne söyledi? | Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

akademi dergisi, Mehmet Fahri Sertkaya, mahmud efendi, ismailağa cemaati, referandum, evet, hayır, Recep Tayyip Erdoğan, sahte mürşidler, müceddid, gerçek yüzü,

İnanmayın bu yalanlara

Mahmud Efendi 1998'den beri akıl hastası. Son senelerde hali iyice kötüleşti ve sabah tanıştığı kişi ile öğleyin bir daha tanışıyor. Birkaç saat öncesini hatırlamıyor. Kim olduğunu, nerede bulunduğunu bile bilmiyor. Az ötelerde bir yerlerde, sokakta bir yerlerde kendi başına bıraksalar, kim olduğunu anlatamaz, evinin yolunu tarif edemez etraftakilere...

İnanmayan, bunların iftira yada hakaret olduğunu düşünenler, gitsin, kendi gözleri ile görsün. Sorsun, cevap beklesin, ne sorup ne cevap aldığına baksın. Neyi ne kadar anlayabildiğine baksın. Bu kadar basit... Biz bu resti senelerdir çekiyoruz. Bir kişi bile çıkıp "Gittim, ne sorduysam anladı, mantıklı ve aklı başında cevaplar verdi" diyemedi. Daha inanmayan prof. dr. Sefa Saygılı'ya sorsun. Mahmud Efendi'yi ona da götürdüler tedavisi için ama nafile... Dahası da var, bir keresinde aile boyu sıkıntı yaşandı. O vakit akıl sağlığı bu kadar kötü durumda değildi. Hem kendisinde hem de ailesinde ciddi sıkıntı oldu. Cinnet derecesine geldiler. Etrafındaki lüzumsuzlar da "Kastettiler efendiye ve ailesine" diyerek üfürükçülere gittiler. Bir mürşid hatta müceddid düşünün ki bu halde... Oynatmayın sonsuz saadetinizle, alet olmayın böyle planlara, oyunlara...

Her seçim ya da referandum öncesi böyle AK troller de, böyle numaralar yapıyorlar. Cemaatleri, tarikatları, dinimizi, değerlerimizi, tarihimizi, mukaddesatımzı siyasete alet ediyorlar. Lanetlenmiş bir şeyi yapıyorlar. İtibar etmeyin. 

Bir kere Mahmud Efendi sağlıklı olsa, Tayyip'in "Benim şiilik ve sünnilik diye bir dinim yok" ya da "Din ve kültür gibi sun'i bölünmeler" ya da "Dört hak din" şeklindeki konuşmalarını bilir ve Tayyip'e selam bile vermezdi ki nerede kalacak imameti verecek, sarığını, cübbesini verecek? Daha bunu BOPçuluğu var, Büyük İsrail'e hizmet etmek var, Irak'ta Amerikan conilerine kahraman demek hayır dua etmek var, "Faiz bu dünyanın gerçeği" sözü var, ibnelik var, zinanın serbest bırakılması var, evlilerin zinasının, domuz etinin, misyonerliğin bile serbest oluşu var. Ailelerin, yuvaların yıkılışı, çöküşü var. Var oğlu var. Geçin mürşid ya da müceddid olmayı, geçin alim ya da hoca olmayı, en vasıfsız bir mü'min bile bunları görür, bunları bilir ve buna göre davranır. Böyle davranmak zorundadır. İmanı, başka bir davranışa izin vermez. 

Bu kadar düşmemek lazım. Bu kadar düşenlere tepkisiz kalmamak lazım.

Mahmud Efendi'nin meşhur sözü ile sonlandırmak gerekirse:

- Kim din ile oynar, cehennemde kaynar. 

#MehmetFahriSertkaya | #AkademiDergisi


Şuraya bir bakın, ''Ben yaşlandım. Siz ne halt ederseniz edin"" diyor: 


13 Mart 2016 Pazar

Müceddid(!) efendiye yazılmış bir şiir: İmam efendi | Mehmet Fahri Sertkaya

akademi dergisi, mehmet fahri sertkaya, mahmud efendi, müceddid, yusuf el karadavi, mezhepsizlik, jet fadıl, cübbeli ahmed hoca, gerçek yüzü, ismailağa cemaati, bozuk tarikatlar,

İMAM EFENDİ 

Mezhepsiz Karadavi oy verdi diye 
Muceddid mi oldun imam Efendi 
Sahtekar Jet Fadıl yer verdi diye
Müceddid mi oldun imam Efendi?

Sahi ne zamandır dinde var seçim?
Dilinde Allah var, kalbinde geçim
Cübbeyi giyip sarığı sardığın için
Müceddid mi oldun imam Efendi

Kim güçlü, paralı sallarsın kuyruk 
Rabıta verirsin hep başına buyruk
Yaptığın ihanet ve yahut da toyluk
Yaptığın iş, iş değil İmam Efendi...

Sanma ki bu işin yoktur cezası
Başında ne varsa onun cefası
Ya düzelt kendini, ya bin fazlası
Ha geldi, geliyor İmam Efendi...


Dikkat! Gerçek sahibinin CIA olduğu ispat edilmiş olan Facebook ve benzeri Amerikan menşeli sosyal ağlar bizi uzun yıllardır sansürlüyor. Bu yayını paylaşıp, söz konusu sosyal ağlar üzerinde yaymayı, duyurmayı başaramayacaksınız. Ayrıca bu sosyal ağlardaki sayfalarımıza takipçi olduğunuzda, paylaştıklarımızın çoğunu göremeyeceksiniz. Bu, son sekiz senedir bu şekilde. Bu nedenle bizi, Akademi Dergisi'ni ve Mehmet Fahri Sertkaya'yı, farklı konudaki yüzlerce sitelerimizin bütün yayınlarını Telegram kanalımızdan takip etmenizi tavsiye ederiz: www.t.me/AkademiDergisi

(Takipçiler birbirinin isim ve telefon numaralarını bile göremez. Çok güvenli ve huzurlu bir ortamdır.)

27 Ocak 2016 Çarşamba

Yahudilerden ödül alanlardan biri de Yusuf el-Karadavi | Mehmet Fahri Sertkaya

akademi dergisi, Mehmet Fahri Sertkaya, mahmud ustaosmanoğlu, yusuf el karadavi / kardavi, nato, siyonistler, büyük israil projesi, jet fadıl, akp'nin gerçek yüzü, ismailağa cemaati, cübbeli ahmet hoca, sempozyum, müceddidlik

Sapkın inançlarından ve ehli sünnetten uzak fetvalarından dolayı NATO Müftüsü olarak ünlenen ve Vehhabilere yakın bir zihniyete sahip olduğu da gün yüzüne çıkan Yusuf el-Karadavi de Yahudi aşığı çıktı ve bizi şaşırtmadı.


Karadavi ayrıca ünlü dolandırıcı Jet Fadıl'ın sponsorluğunda düzenlenen (kendini müceddid zan etmekte ısrar eden cami imamı) Mahmud Ustaosmanoğlu'nun hicri 15.Asrın (çakma) müceddidi olarak ilan edildiği toplantıya video ile katılıp sahte müceddidi destekleyen bir konuşma yapmıştı.

AKPKK'nın BOP ya da gerçek adı ile BİP yani Büyük İsrail Projesi kapsamında attığı adımları destekleyip Ortadoğu'daki müslüman halkları karşısına alan Karadavi, en son Kuveyt'ten sınır dışı edilmişti. Karadavi'nin Kuveyt'e geldiğini öğrenen Kuveyt müslümanları "Çıkarın şu İngiliz ve Siyonist casusu NATO imamını ülkemizden" diyerek sokaklarda nümayişler yapmışlardı. Bir kaç saat içinde Karadavi, Kuveytli yetkililer tarafından ülkeden çıkarılmış ve nümayişler son bulmuştu.

Yine, AKPKK'nın ve AKPKK'ya tapanların da ayırım yapmadan "Suriye muhalifleri" diyerek destekledikleri zamanda, Karadavi de IŞİD, el Kaide ve türevi sözde İslami terör örgütlerini destekleyen açıklamalar yapmıştı. AKPKK'nın korkunç boyuttaki vurgunları patlak verince de AKPKK'yı koruma refleksi ile hareket ederek, sınırları zorlayan ve duyanları şaşkına çeviren sözde ilmi ve sözde İslami açıklamalar yapıp fetvalar vermişti.

Fotoğraflarda, sahte şeyh Karadavi, Yahudilerden ödül alırken ve kendisine mahrem olan Katar Emiri(ki BİP'in en büyük emir erlerinden biridir)'nin eşiyle tokalaşırken görülüyor.

10 Mart 2014 Pazartesi

Ali Haydar Efendi de zahiri alimdi. Mürşid ya da Müceddid değildi.

süleyman hilmi tunahan, ali haydar efendi, mahmud efendi, ismail ağa cemaati, cübbeli, cübbeli ahmed hoca, kemal kacar, mürşid, müceddid,

Hz. Üstazımız (Süleyman Hilmi Tunahan) döneminde, maddi ve manevi tüm tasarrufunu gözler önüne serdiği halde o günün alimlerinden olan Ali Haydar Efendi (ki o zamanlar istanbul'un meşhur vaizlerindendir ve şimdiki Mahmud efendi'nin de üstadıdır. Kendisini Mürşid ilan etmiştir.) hastalanmış. 

Hz. Üstazımız ziyarete gitmişler. Ali Haydar efendi diyor ki; 

"Efendim falanca doktor gelecek, beni tedavi edecek, onu bekliyorum."

Hazretimiz "Öyleyse biz gidelim, bize lüzum yok. Mademki senin manevi bir doktora ihtiyacın yok öyleyse bize müsade et" diyor.

"Bize müsade et" der demez hemen yerinden fırlar, eline sarılır üstazımızın, "Aman hoca efendi, bana okumadan gitme" diye hz.mize ısrar eder. O zaman üstazımız şöyle buyurur;



"Ey hocaefendi Bizim adresimiz sana bildirildi. Bizim maddi ve manevi tasarrufumuzun adresi de sana bildirildi. Sokağımız da sana gösterildi. Hatta evimizin numarası dahi sana bildirildiği halde, şu enaniyeti/benliği bir türlü atamadın" 



Süleyman Hilmi Tunahan (k.s.) tekrar tekrar Ali Haydar Efendi'yi ikaz etmiş ve "Mürşidlik iddia etme. Kendine rabıta yaptırma. Sen mürşid değilsin" demiştir. Yine bir arada oldukları bir sefer iyice üstüne gitmiş ve sert şekilde son bir kez ikaz etmiştir. Lakin Ali Haydar Efendi "Ben mürşidlik iddiamdan vazgeçsem bizim bu Mahmud vazgeçmez" gibi bir acayip bahane ile, gerçekte manevi bir hüneri, icazeti, tasarrufu olmadığı halde mürşidlik iddia etmeye devam etmiştir.

Resim: Ali Haydar Efendi

Bütün bunlara ve daha fazlasına şahit olan Süleyman Efendi'nin damadı merhum Kemal Kacar Hocaefendi, pek çok kere yolumuzun hocaefendilerine bunları anlatmıştır.

19 Şubat 2014 Çarşamba

Uluslararası İnsanlığa - İslama Hizmet Sempozyumu bahane, reklam şahane | Tam bir saat Caprice Gold reklamı yapıldı.

islam üstün hizmet ödülü, müceddid, mürşid, mahmud efendi, jet fadıl, fadıl akgündüz, caprice gold, ahmet mahmut ünlü, cübbeli ahmed hoca, nitelikli dolandırıcılık,



Vatan Gazetesi'nde Arif Taşkın imzası ile yeralan haber şöyle;

Geçen pazar günü İstanbul Yeşilköy’deki WOW Otel’de 3 gün süren Uluslararası İnsanlığa Hizmet Sempozyumu’nun ödül töreni yapıldı. 42 ülkeden yaklaşık 300 İslam aliminin katıldığı törende, İsmailağa Cemaati lideri Mahmut Ustaosmanoğlu’na İslam’a Üstün Hizmet Ödülü verildi. Doğal olarak törene, cüppeli ve sarıklı üç bini aşkın kişi katıldı.

Buraya kadar her şey olağan görünüyordu. Ancak bu cübbeli ve sarıklıların arasında öyle bir isim vardı ki, gazetecilerin ağzı açık kaldı. Bu, ‘Jet Fadıl’ adıyla bilinen Fadıl Akgündüz’den başkası değildi. Sempozyumda cübbe ve sarığıyla boy gösteren Jet Fadıl, gazetecilerin şaşkınlığına “Asıl bu kıyafetleri giymemek garip” diye cevap verdi.

Cüppe bahane, reklam şahane

ahmet mahmut ünlü, caprice gold, cübbeli ahmed hoca, fadıl akgündüz, islam üstün hizmet ödülü, jet fadıl, mahmud efendi, müceddid, mürşid, nitelikli dolandırıcılık,

Ancak sempozyum ilerledikçe Fadıl’ın asıl niyeti de anlaşıldı. Zira sempozyumun ana sponsorlarından biri, Akgündüz’ün son projesi Caprice Gold Otel’di. Yaklaşık 1 saat boyunca sinevizyon ekranlarında İstanbul Bayrampaşa’daki olacağı söylenen ve henüz yapımına başlanmayan Caprice Gold’un tanıtımı yapıldı. Konuşmaların çoğunlukla Arapça yapıldığı törende katılımcılara Caprice Gold’u tanıtan Arapça broşürler dağıtıldı. Broşürlerde sadece maketi olan projenin tanıtımına yer verildi.
‘
Atalarımızın tarzı bu’ dedi 

Akgündüz, “Yeni pazarınız için mi böyle giyindiniz?” sorusunu ise, “42 ülkeden gelen İslam alimleri bu şekilde giyiniyorlar. Bunlar burada konuşulacak şeyler değil. Bu bizim özümüz. Atalarımıza bakınca, geçmişimize bakınca, bu giyim tarzı bir cemaatin giyim tarzı değil. İslam alimlerinden gelen kıyafetlerin hepsi aynı ise burada da giymek normal” diyerek geçiştirmeyi tercih etti.


33 milyon TL toplamış  

İstanbul Bayrampaşa’da Haziran 2010’da temeli atılan projeyle ilgili olarak 5 yıldızlı otel yapacağını söyleyen Akgündüz, daha kazık bile çakılmadan 1557 daireden 15 günlük devre mülkler halinde 1553’ünün satıldığını belirterek 33 milyon TL’nin üzerinde gelir elde edildiğini ve 2 yıl sonra projenin tamamlanacağını söyledi.



Yanıltma ilana ceza gelebilir   

Yurt dışında yatırımlarını anlatarak kendisine ortak aradığı toplantılara katılan bir vatandaşın suç duyurusu üzerine Fadıl Akgündüz, geçen Eylül’de İstanbul Mali Şube ekiplerince gözaltına alınmıştı. Akgündüz ifadesi alındıktan sonra serbest bırakılırken, sahip olduğu Jetpa Holding’in ticaret sicil gazetesinde yayınlanan bir genel kurul ilanında faaliyette gösterdiği şirketlerinden ikisinin yıllar önce iflas ettiği ve bu nedenle hakkında işlem yapıldığı, Akgündüz’ün bu nedenle 6 aydan 3 yıla kadar ceza alabileceği öğrenildi.


750 lirası yok, otel yapıyor  

Fadıl Akgündüz, bir süre önce bir Jetpa mağdurunun icra takibine ilişkin icra müdürlüğüne sunduğu yazıda borcuna karşılık mal beyanı olarak arabasını bildirmişti. Mal varlığına ve banka hesaplarına ihtiyati tedbir konulan Akgündüz, “750 lirayı ödeyecek param yok” demişti. Ancak şimdi otel pazarlıyor.


Yenişafak OKUYOR   

Cüppeli Ahmet Hoca’nın, sempozyumda oturduğu koltuğunun altında Yenişafak gazetesini bulundurması dikkat çekti. Yenişafak, 29 Ekim’de Ataköy’deki bir spor salonunda ‘cüppeli-sarıklı’ bir sohbet programı yapmaya hazırlanan Cüppeli Ahmet’i manşetten provakatör ilan etmişti. Cüppeli bunun üzerine programı iptal etmişti.

Mahmud Efendi'nin asrın müceddidi ilan edildiği toplantıdan düzenbazlık sahtekarlık fışkırıyor.

mahmud efendi, müceddid, mürşid, mürşid-i kamil, jet fadıl, fadıl akgündüz, cübbeli ahmet hoca, islam üstün hizmet ödülü, 300 alim,
Mahmud Efendi'nin asrın müceddidi ilan edildiği toplantıdan düzenbazlık sahtekarlık fışkırıyor.



“Mü’min bir delikten iki kerre sokulmaz!” (Hadis-i Şerif)


“Hâfıza-i Beşer Nisyan ile ma’lüldür,” 

“İnsanlar arasında ilk unutan, şüphesiz ilk insandır“,
“Evvelü’n - Nâsî, Evvelelü’n-Nas,”

Tam da yukarıdaki gerçeklere tıpa tıp uyan bir durum var, ortada..

Diğer pek çokları gibi, 1990’lı yılların sonlarında Avrupadaki gurbetçilerden yüksek seviye’de kâr payı vereceğini söyleyerek önemli miktarlarda para toplamış, otomobil pazarlama işine girmiş beş-altı ülkeden parçaları tedarik edilerek Malezya’da montajı yapılmış, Malezya yollarına göre dizayn edilmiş, toplama bir otomobil ithali gerçekleştirmiş, İslâmî hassâsiyeti olduğu iddia olunan çevrelerin kulaklarına şöyle fısıldanmış, "Yahûdî Sermayesi’nin ürettiği, kârları yurtdışına çıkarılan otomobiller yerine, bir İslâm ülkesinden ithal edilmiş, müslüman bir kardeşimizin otomobillerini tercih ediniz!"


Bu propagandaya aldananlar, ellerindeki Türkiye, Anadolu şartlarına uygun üretilen ve montajı Türkiye’de yapılan araçlarını yok pahasına satıp,”Müslüman Kardeşimizin” ithal ettiği araçları, peynir-ekmek alır gibi aldılar. Bu araçların yeterince yetkili servisleri, yedek parçası yoktu. Üstelik, bu araçlar bırakınız; Anadolu yollarını, Büyükşehirlerin nisbeten kasisli yollarında bile hareket edemez durumdaydı.

“Müslüman Kardeşimizin” ithal ettiği bu araçları aldıkarı için fena halde pişman olmuşlardı, delikten zehirli bir akrep tarafından sokulmuşlardı. 

İnşaat işine girmişti. Topladığı paralarla tapusu bulunmayan en azından tapusu kendi şirketleri üzerine geçirilmeyen arsalar üzerine siteler kurdu, bu sitelerdeki daireleri çoğu dargelirli vatandaşlara topraktan maket üzerinden sattı. Bazılarına dairelerini teslim ettiyse de tapularını veremedi, bazılarına ise hiç teslim etmedi.

Güneydoğuda bir ilimizde yüzde 100 Türk sermayeli otomobil fabrikasını kuracağını yüzde 100 Türk malı otomobil üreteceğini reklam etti, hatta kendinde markalaştırdığı otomobilin protetipini televizyonlarda canlı yayınlarda tanıttı. Memleketine 10 bin kişilik istihdam sağlayacağını, ürettiği otomobilleri bütün islam alemine ihraç edeceğini, döviz girdisiyle memleketine milyarlarca dolarlık ekonomik katkı sağlayacağını söyleyerek, 2002’de milletvekili seçildi. Memleketine geldiği sırada dolandırıcılıktan tutuklandı.

Milletvekilliği düşürüldü. Hakkında; 494 ilâ 1255 yıl hapis cezası talep edildi. 
1,5 yıl hapiste tutulduktan sonra 150 bin TL kefâletle salıverildi. 

Muhakeme neticesinde, 4 yıl 2 ay hapis cezası aldıysa da ceza evinde kaldığı müddet dikkate alınarak serbest bırakıldı. Hakkındaki da'va Mürûr-u Zaman nedeniyle 2008'de düşürüldü.bir müddet kendisini unutturdu. Yukarıda ifade edildiği gibi, "Hafıza-i beşer nisyanla ma'lüldür," genel kuralından cearet alarak, İstanbul'da yeni ve söylendiğine göre pek büyük bir proje'ye baylamıştır.

Çok şükür; Memleketimizde tam bir teşebbüs hürriyeti mevcuttr. Elbette her Türk vatandaşı gibi bu zâtın da proje üretmek, diğer bütün proje sahibi vatandaşlarımız ibi projelerini tanıtmak hakkı da vardır.

Ancak, hiç bir kimsenin Dinimizi, dinimizce mukaddes kabul edilen mefhumları siyâsete ve ticârete çirkin bir şekilde âlet etme hakkı yoktur. 

Hâlen, çok çirkin iddialarla mevkûf bulunan bir zatın öncülüğündeki bir dernek ile reklâm ve illizyon dâhisi ve zât,"Uluslararası İnsanlığa Hizmet Sempozyumu," adıyla sözümona, Uluslararası bir toplantı tertip etmişler. Toplantı, İstanbul'da, 5 yıldızlı bir otelin süperlüx salonlarında yapılmış, Toplantıya katılabilmek için erkeklerin, mutlaka cübbeli-sarıklı, kadınların çarşaflı gelmeleri talep edilmiş, sözde 42 ülke'den İslâm âlimleri katılmış. 

Daha önceleri bu kabil tanıtma toplantılarına frak giyerek, papyon takarak katılan ma'lûm zatın da, başına beyaz sarık takarak, simsiyah bir cübbe, baştan-ayağa simsiyah bir kisve giymiştir. Seksenli yaşlarında, şeker hastalağından fevkalâde muzdarip, iyi göremeyen, iyi duyamayan, yürüme güçlüğü çektiği için tekerlekli sandalye ile dolaştırılan bir hocaefendi'de, bu ticârete âlet edilmiş bu Lüks Otelin salonlarında dolaştırılmış, İslâm Âlimi oldukları, sadece kendilerinden menkûl, ya da mevkuf zât ile asıl tertibin sahibi zât tarafından pompalanan, 300'ü aşkın sözde ilim ve tasavvuf adamı "Hocaefendiye" İslâm'a Üstün Hizmet Ödülü vermişler.

İslâm Üstün Hizmet Ödülü'nün verildiği "Hocaefendi" Salonlara; tekerlekli sandalye ile getirilmiş, bu sırada etrafında iki çeşit koruma duvarı oluşturulmuş, korumalardan ba'zıları, sakallı, sarıklı ve cübbeli, ba'zıları ise takım elbiseliymiş…

Hocaefendi salona alındığında kargaşa olmuş, müridler arasında arbede yaşanmış…
42 İslâm Ülkesi’nin hangi ülkeler olduğu mevzu’unda herhangi bir bilgi verilmiyor. 300 kadar âlim deniyor, fakat bunların kimler oldukları, ihtisas sahaları verilmiyor.

Şarlatan ve standupçu birisi tarafından sık sık, mürşid ve müceddid olduğu iddiası ortaya atılan “Hocaefendi” bu toplantıda bal gibi ticarete âlet edilmiştir. Hocaefendi, dünyada İslâm için ne yapmıştır ki, İslâm Âleminde 300’den fazla âlim ve mutasavvıf bir araya gelmişler, uzun uzun müzakere etmişler de, “Hocaefendi’yi, “İslâm’a Üstün Hizmet Ödülüne” lâyık görmüşler..
Hadi Canım Sende! Siz âlemi kör ve sersem mi sandınız?
Hani, “Kendin pişir, Kedin ye! derler ya!

“Âlim kisvesi giydirilmiş olanlar da bizden, ödülü hazırlayanlar da bizden, ödülü veren de bizden, ödülü alan da bizden. Biz, çok becerikliyizdir, Kendin pişir, kendin ye, formülünü dünya’da en iyi tatbîk eden de biziz...

Madem ki, “Hocaefendi’ için mürşid ve müceddid’dir, diyorsunuz, öyleyse kendisini niçin ve kimden koruyorsunuz? Etrafı Palankalarla, Elektrikli teller, köpekler ve silahlı muhafızlarla korunan “Şato”da oturtuyorsunuz?

Niçin dünya’nın en pahalı, Zırh’lı aracına bindiriyorsunuz?
Dışarıya çıkardığınız zaman, niçin etrafında etten duvarlar örüyorsunuz?
İrşada muhtaç, hidayete tâlip mü’minlerle, mürşid ve müceddid olduğunu iddia ettiğiniz birisi arasına bunca mania’yı niçin koyarsınız?

Yoksa, birileri sinsi sinsi, “Hocaefendi’yi enterne ederek onun adına malı mı götürüyor?
Bu toplantıdan sonra meydana gelen vak’a’lar sonuncu ihtimali kuvvetlendirmekte, te’yid etmekte, isbat etmektedir.

İstanbul’da, Bayrampaşa’da, Otogar ve Hal Binası manzaralı, 7 yıldız’lı masallardaki saraylar gibi bir otel’in temeli atılmış ve Devremülk sistemi ile topraktan satışı için reklâm’lara başlanılmış.. Ama, nasıl Reklâm!? Bilgisayar oyunlarıyla, Petrodolar Milyarderi arap şeyh’lerini kıskandıracak Altın kaplamalı saray salonları, saray odaları gösteriliyor, reklâm’lar Televizyon kanallarında gösterilirken, Temel Atma Merasiminde, şimdilerde çok ağır ve çirkin iddialarla mevkûf bulunan bir zâtın okuduğu du’a kendi sesinden sık sık veriliyor.

Şehr’in en merkezî yerlerindeki Reklâm Pano’larında, “Dünya Âlim’lerinin Saygı Duyduğu Büyük Bir Âlimin Du’alarıyla 20 Mart’da Yükselmeye Başladık.” tarzında, devasa reklam yapılmıştır. Cübbe sarığın, ödül törenlerinin enhâsı, minhâsı anlaşılmıştır.

50 yıldır, bu işlerin içerisindeyim, bugüne kadar böylesine hoyratça, böylesine kabaca din, ilim, âlim, dinen mukaddes kabul edilen değerler siyasete, ticarete alet edilmemiştir.
Mademki, dini, din ulemasını, dince mukaddes kabul edilen nesneleri ve değerleri böylesine siyasete ticarete alet ediyorsunuz, yaptığınız bu işin Yüce İslâm diniyle asla bağdaşmadığını da biz sizlere hatırlatalım.

İslâm hukukunda, olmayan bir mülkü, olmayan bir malı satmak “Bey-i Fasid’dir.
Denizde balık, hasadı yapılmamış tarladaki ürün, ağacında meyve satılamaz.
Tarlayı gösterip bu tarla üzerine yıllar sonra inşa edeceğini iddia ettiği daireleri, otel odalarını satmak da dinen Beyi Fâsid’dir.

Esas i’tibâriyle halen mevcut olmayan, ileride yapılması mutasavver, hayali daireler, otel odaları satmak en hafifinden dolandırıcılık olur.

Bütün bunlara rağmen, Saray’dan birer oda, birer karsoniyer almaya niyet edenler, aynı delikten bilmem kaçıncı def’a olarak Kral Kobra’nın sokmasına hazır olsunlar! Allah, şifalarını ihsan eylesin... Amiiiiiiiiin...

Mustafa Akkoca
13 Şubat 2012


14 Kasım 2013 Perşembe

Mahmud Efendi mürşid de müceddid de değil. Akıl sağlığı yerinde de değil. |Mehmet Fahri Sertkaya

akıl hastası mı, ali haydar efendi, hicri 15. asır, ismail ağa cemaati, mahmud efendi, mahmud ustaosmanoğlu, mahmut efendi, mehmet fahri sertkaya, müceddid, mürşid-i kami

İsmailağa gerçek bir tarikat değil, Mahmud Efendi bir cami imamından başka bir şey değil. 


Kendini mürşid ve müceddid zan eden bir cami imamı olan Mahmud Efendi'nin uzun yıllardır akıl sağlığının yerinde olmadığına dair yemin etsem, başım ağrımaz.

İslamcı basında uzun süreler köşe verilmiş ve yazarlık da yapmış, Müslümanların arasında marka olmuş, hepinizin mutlaka ismini duyup bildiği bir uzman psikiyatr olan Sefa Saygılı'nın, yine İslamcı bir gazetenin tanınmış bir yazarı olan Ali Eren'e söylediği söz aynen şu şekildedir.

31 Ekim 2013 Perşembe

Körler sağırlar birbirini ağırlar. Mahmud Efendi müceddidmiş... | Mehmet Fahri Sertkaya

akademi dergisi, mehmet fahri sertkaya, mahmud efendi, sefa saygılı, darul harp fıkhı, ismailağa cemaati, necmettin erbakan, jet fadıl, yusuf el karadavi, cübbeli ahmet hoca,

Kendi sitelerinden alıntılıyoruz:

Mahmud Efendi Hicri 15.Asrın Müceddidi Olarak İlan Edildi.
Hindistan-Hayderabad Al Mahad Ul Aaali Ali İslami Üniversitesi ve Marifet Derneği tarafından İstanbul WOW otelde düzenlenen ve 2 gün süren Uluslararası İnsanlığa Hizmet Sempozyumu, Mahmut USTAOSMANOĞLU Efendi Hazretlerine "İslam'a Üstün Hizmet Ödülü" verilmesi ile sona erdi.

42 ülkeden ve tamamı Ehl-i sünnet olan 350 alim ve 6 bin kişinin iştirakiyle gerçekleştirilen sempozyum, büyük ilgi gördü.

Muhammed Avvame, Yusuf El-Kardavi (Video kaydıyla) ve Faruk Hamade gibi seçkin alimler konuşma yaptı.

Siyasal İslam, İslami parti, Necmettin Erbakan ve Mahmud Efendi. Kim bu filmin senaristi? | Akademi Dergisi | Mehmet Fahri Sertkaya

akademi dergisi, cübbeli ahmet hoca, darul harp fıkhı, gerçek yüzü, humeyni, islami parti, mehmet fahri sertkaya, merve kavakçı, necmettin erbakan, sabetaycılar, tansu çiller,

Sizce Erbakan, Tansu Çiller ile koalisyon yaparken onun Sabetayist bir gizli Yahudi olduğunu, kocası Özer Uçuran Çiller'in de bir Tapınak Şövalyesi olduğunu biliyor muydu?

Ya da Erbakan'ları Çiller ile bile ortak hükumet kurmuş birileri, nasıl olur da DYP'ye ya da benzerlerine oy vermiş cemaatlere gâvur muamelesi yapabildi/yapabilir?

Haydi bunu da geçtik, şu "İslami parti" dedikleri şey nedir? Bunun fıkhını kim belirlemiştir? Bunun dayandığı şer'i deliller nedir? Gerçekten İslam'da böyle komedi bir düzen, böyle komik, gülünesi, saçma sapan, bilen bilmeyen herkesin seçebildiği, bilen bilmeyen herkesin seçilebildiği, kadın erkek herkesin seçip seçilebildiği bir siyasi sistem var mıdır? Buna cevaz verenler "Kadının idaresi altındaki milletler yüz üstü sürünsün. Yüz üstü sürünsün. Yüz üstü sürünsün" hadis-i şerifini nereye koyacaklar?

Kuveyt Karadavi’yi Sınır Dışı Etti. Kuveytliler Nato İmamı lakaplı Yusuf el Karadavi'ye hak ettiği tepkiyi gösterdiler. | Akademi Dergisi

350 alim, hicri 15. asır, jet fadıl, kardavi, mahmud efendi, mahmud ustaosmanoğlu, mahmut efendi, müceddid, mürşid, mürşid-i kamil, yusuf el karadavi, akademi dergisi,

Kuveytliler Nato İmamı lakaplı Yusuf el Karadavi'ye hak ettiği tepkiyi gösterdiler.
Kuveyt İçişleri Bakanlığı, Kuveyt’e gelen Katarlı Şeyhi halktan gelen protestolar nedeniyle sınır dışı etmek zorunda kaldı. Kuveyt Karadavi'yi sınır dışı etti.

Fars Haber Ajansının Nehreyn.net adlı haber sitesinden aktardığı habere göre tartışmalı fetvaların sahibi Katarlı Müslüman Alimler Birliği Başkanı Şeyh Yusuf el-Karadavi'nin Kuveyt'e yaptığı ziyaret başına dert açtı.

Bu güne değin en çok tıklanılanlar