mahmut efendi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mahmut efendi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Ocak 2017 Pazar

Bozuk tarikat İsmailağa'nın mensupları, mecbur kalarak da olsa, onlarca sene gecikmeli de olsa, ayara giriyorlar. Türkiye dar'ül harptir | Mehmet Fahri Sertkaya

akademi dergisi, Mehmet Fahri Sertkaya, fatih kalender, ismailağa cemaati, dar'ül islam, darul harp fıkhı, dar'ül harp, cübbeli ahmet hoca, sapıtanlar.com, süleymancılar, müslüman genç,

Büyük dönüşüm güçlenerek devam ediyor: 

➥ Bu sayfa İsmailağacı bir sayfa...

➥ Türkiye'nin İslam devleti olmadığını bunlara çoktan kabullendirmiştik de, keskin dönüş yapamıyorlardı. Şimdi ise biraz biraz dönüşüm süreçlerini yaşıyorlar. 

➥ Yetmeyip dar'ül harp fıkhını öğrenmek ve öğretmek için (çok yetersiz ve sorunlu da olsa) bir site ve sayfa dahi açtılar. 

➥ Türkiye dar'ül harp olduğu ve şeriatla idare edilmediği için, geçelim gayr-i müslimleri cezalandırmayı, müslümanlardan suç işleyenlerin bile cezalandırılamayacağını izah edip öğretmeye başladılar. Artık hadiselere ve şahıslara, ister istemez bu açıdan bakmaya mecbur kaldılar. 

➥ Malumunuz dar'ül harpte müslümanların siyasi otoritesi, devlet gücü yoktur. Bu nedenle bir müslüman bile dar'ül harpte zina etse, diğer müslümanlar onu recm edemezler. İçki içse sopa cezasını tatbik edemezler. Yani dar'ül harpte had ve ta'zir cezaları tatbik edilmez. 

➥ Aynı tesir bu bozuk tarikatın bütün mensupları üzerinde var, karşımızda Cübbeli dahil herkesin susup durmasının sebebi de bu ve boş yere direniyorlar. Direnmek isteseler de şartlar bunları da zorluyor ve Akademi çizgisine yavaş yavaaşşş giriyorlar. Nihayetinde bu hakikatleri kabullenince hem yollarının feyizsiz, nursuz, icazetsiz olduğu meydana çıkıyor hem de yarım asırdan fazladır yüksek sayıda Müslümanı çıkmazlara sürükledikleri, dünyalarını ahiretlerini mahvettikleri, hizmet diye rezillik sergiledikleri, akıllara zarar veballere girdikleri meydana çıkıyor. 

➥ Daha şu anda bile, eskiden olduğu gibi rahatça "Türkiye İslam devletidir. Refah partisi İslami partidir. Erbakan sakalsız evliyadır. Erbakan emir'ül mü'minindir. Ona oy vermek ve tabi olmak farzdır. Süleymancılar kafir partilerine oy verdiler." v.s. gibi küfre götüren, buram buram cehalet, samimiyetsizlik ve istikametsizlik kokan iddialarını dillendiremiyorlar.

Hatta bunların Kalender hocası da uzun zamandır Akademi tesirindedir ve birkaç senedir "İslami parti demeyelim kardeşlerim. Küfrün sistemine bağlı küfrün partisine İslami dersek imani bir sıkıntı olur" diye fetva veriyor eksik olmasın.

27 Ocak 2016 Çarşamba

Yahudilerden ödül alanlardan biri de Yusuf el-Karadavi | Mehmet Fahri Sertkaya

akademi dergisi, Mehmet Fahri Sertkaya, mahmud ustaosmanoğlu, yusuf el karadavi / kardavi, nato, siyonistler, büyük israil projesi, jet fadıl, akp'nin gerçek yüzü, ismailağa cemaati, cübbeli ahmet hoca, sempozyum, müceddidlik

Sapkın inançlarından ve ehli sünnetten uzak fetvalarından dolayı NATO Müftüsü olarak ünlenen ve Vehhabilere yakın bir zihniyete sahip olduğu da gün yüzüne çıkan Yusuf el-Karadavi de Yahudi aşığı çıktı ve bizi şaşırtmadı.


Karadavi ayrıca ünlü dolandırıcı Jet Fadıl'ın sponsorluğunda düzenlenen (kendini müceddid zan etmekte ısrar eden cami imamı) Mahmud Ustaosmanoğlu'nun hicri 15.Asrın (çakma) müceddidi olarak ilan edildiği toplantıya video ile katılıp sahte müceddidi destekleyen bir konuşma yapmıştı.

AKPKK'nın BOP ya da gerçek adı ile BİP yani Büyük İsrail Projesi kapsamında attığı adımları destekleyip Ortadoğu'daki müslüman halkları karşısına alan Karadavi, en son Kuveyt'ten sınır dışı edilmişti. Karadavi'nin Kuveyt'e geldiğini öğrenen Kuveyt müslümanları "Çıkarın şu İngiliz ve Siyonist casusu NATO imamını ülkemizden" diyerek sokaklarda nümayişler yapmışlardı. Bir kaç saat içinde Karadavi, Kuveytli yetkililer tarafından ülkeden çıkarılmış ve nümayişler son bulmuştu.

Yine, AKPKK'nın ve AKPKK'ya tapanların da ayırım yapmadan "Suriye muhalifleri" diyerek destekledikleri zamanda, Karadavi de IŞİD, el Kaide ve türevi sözde İslami terör örgütlerini destekleyen açıklamalar yapmıştı. AKPKK'nın korkunç boyuttaki vurgunları patlak verince de AKPKK'yı koruma refleksi ile hareket ederek, sınırları zorlayan ve duyanları şaşkına çeviren sözde ilmi ve sözde İslami açıklamalar yapıp fetvalar vermişti.

Fotoğraflarda, sahte şeyh Karadavi, Yahudilerden ödül alırken ve kendisine mahrem olan Katar Emiri(ki BİP'in en büyük emir erlerinden biridir)'nin eşiyle tokalaşırken görülüyor.

20 Ağustos 2015 Perşembe

BAKIN BAKIN, BUNA DA BİR BAKIN! Hayalleri suya düşmüş bir İsmailağa cemaati mensubu...


İsmailağa cemaatinin hak bir tarikat olduğuna inanmışlardan birisi iseniz, sırf Allah rızası için yaşamak ve her meselede hakikati üstün tutup haklının safında yer almak isteyen, mekarim-i ahlak sahibi olmak, nefsini terbiye etmek ve mutmaninneye ulaşmak isteyen birisi iseniz, Allah'tan korkan, hesaptan titreyen birisi iseniz, bunca ispatımızı dikkate alıp gereğini yapmaya MEMUR ve MECBURSUNUZ!

Aksi durumda her mü'min, sizlerin dininizde samimi olmadığı kanaatine sahip olma hakkına sahiptir.


Şu gördüğünüz yazışmalar, beni, Akademi Dergisi'nin editörü Mehmet Fahri Sertkaya'yı yalancı, iftiracı, kişiliksiz, fitneci v.s. çıkaracağına emin olan, bir hışımla hareket edip "yüzleştirme" yapmak isteyen, bu gayret ve niyetle muhataplarına ses kaydı yaptığını haber vermeden kayıt yapıp, sonra da hüsrana uğrayan Mesut Güney isimli cemaatinizin mensubu şahsın yazışmalarıdır.

O yayınladığım, Ali Eren'in psikiyatr Prof. Dr. Sefa Saygılı'dan aktardığı bilgileri teyit eden video kaydını yapan bu Mesut Güney'dir. Yaklaşık bir saat boyunca bu video kaydını yayınlayamadı. Takipçilerimizin yoğun baskısı karşısında profilinde yayınladı, beş on dakikaya kalmaz silmek zorunda kaldı. Silinmeden de bu videoyu biz onun profili üzerinden indirip yedekledik.

Yazışmalar ekran görüntüsünde gördüğünüz gibi...
Mahmud Efendinin, kendisinin kim olduğunu bilemeyecek kadar ciddi rahatsız olduğunun ispatı niteliğindeki söz konusu video burada


‪#‎mfs‬


ali eren, sefa saygılı, mahmut efendi, mahmud ustaosmanoğlu, mehmet fahri sertkaya, akıl hastası mı, akademi dergisi,











19 Şubat 2014 Çarşamba

Maldivler'de Müslümanlara özel ada ve Jet Fadıl

jet fadıl, müslümanların özel adası, maldivler, fadıl akgündüz, servet avcı, cübbeli ahmed, ahmet mahmut ünlü, ismail ağa cemaati, mahmut efendi,
Maldivler'de Müslümanlara özel ada ve Jet Fadıl


"MÜSLÜMANLARIN DA BİR ADASI OLDU..."

Türkiye’deki Müslümanların her şeyi tamamdı; ahlâkları, kul hakkı konusundaki titizlikleri, adaletsizliğe karşı dik duruşları, zalim karşısında eğilmeyen karakterleri, millî dirençleri, dayanışma duyguları, eğitimleri, Kur’an ahkâmı üzerine hayatları tastamamdı!.. Sadece bir eksiklikleri vardı, o da kendilerine özel bir adaydı!..

Müslümanların bu tarihî ihtiyacının giderildiğini reklam panolarına asılan müjdeli bir haberle öğrendik!.. Deniz, kum ve palmiye ağaçlarıyla süslü fotoğrafların altında âdeta asırlardır beklenen spot vardı: “Artık Müslümanların da bir adası oldu!..! 

‘Kâbe ayaklarınızın altında’ reklamlı otellerde Umre yapmaktan sıkılan Müslümanlar Maldivler’de yeni bir mekâna kavuştular elhamdülillah!.. Bayanlara erkeklere ayrı ayrı özel plajlar… Tıksırıncaya kadar yiyebilmeniz için yirmi dört saat açık büfeler, animasyonlar, eğlenceler!.. Dünyada Müslümanların çektiği acı, ızdırap ve gerilikten uzak ‘fethedilmiş ada’da on numara ‘sea sand sun’ yani!.. Ayrıca ümmetin problemlerinden dolayı daha ‘dertli’ din kardeşlerimizin rehabilitasyonu için özel villalı plajlar!..

‘Ufo gören masum din kardeşimiz’, “Artık Müslümanların da bir adası oldu” ilânına bakar bakmaz, İslâm ordularının müşriklere ait bir adayı ele geçirdiğini zannedip, şükür secdesine kapanabilir!.. Ya da dindar bir kâşifin Ümit Burnu’nu yeniden dolandıktan sonra hiç kimsenin bilmediği yeni bir ada keşfettiğini ve buraya İslâm’ın bayrağını diktiğini düşünebilir!.. Öyle ya, ne deniyor reklamda, artık bir adamız oldu!.. Daha önce deremiz, yaylamız, dağımız, ovamız, namusumuz, şanımız, şerefimiz, izzetimiz tamdı, bir adamız eksikti!.. Ne mutlu ki, ümmet bugünleri de gördü!..

Kıskançlıktan “Tsunamilere gelesiniz” diye beddua edecek hâlimiz yok… Hangi zengin Müslüman yağdan kat kat olmuş göbeğini nerede bronzlaştıracak, nerede kesintisiz zıkkımlanacak çok önemli değil… Aslında kabul etmeliyiz ki, reklamcılık açısından başarılı bir proje… Hedef kitle iyi tanımlanmış… İçerikten sıyrılmış Müslümanlık ile döneme ait şımarık, küstah, parayı nereye süreceğini bilemeyen, marka tutkunu, gösterişe meraklı, çoğu sonradan görme bir sınıfın varlığı üzerine oturtulmuş akıllıca bir girişim…


Bu reklam şekli ve pazar tanımı bir devri özetliyor aslında… İnsanlar paralarını eğlenirken bile ‘ibadet eder gibi’ ‘harama bulaşmadan’ harcayacaklar!.. Özel okyanus sularında serinleyebilmek için somon balığı gibi binlerce kilometre yol alırken, bir başka kara parçasında bir pirinç tanesi görünce göz kapaklarını zorlukla açan çocuğun dramını ya da diktatörlerin ellerinde bedenleri kan revan olan bebekleri düşünecekler!.. Bu arada kendi hâllerine şükredip İslâmî İslâmî eğlenecekler!.. 

Alan memnun satan memnunsa liberal ekonominin bir sözü olamaz… Ama lâik de olsa hukukun ve Müslümanların söyleyeceği bir şeyler olmalıydı… Hukuk, dinin reklam malzemesi yapılmasına, hatta o projenin neredeyse ‘ana taşıyıcısı’ olmasına müdahale etmeliydi… Diyanet’e ve müftülüklere bir şey diyemeyiz… Çünkü onlar zaten iradeleri ‘baş’a bağlı, din işlerinden ziyade, o sahada çalışanların ‘özlük haklarını düzenleyen’ işlerle meşguller… Geriye kalıyor ‘Müslüman aydınlar’… Yazık, onlardan da pek ses çıkmadı… ‘Aydın’ rozeti onların çoğu için birer abartma tabii… Siyasetin emrinde olmak, onun politikalarına onay vermek, o doğrultuda kamuoyu oluşturmak ya da taassuba hizmet etmek mesailerinin neredeyse tamamını aldığı için bu açık ‘yozlaşma’yı ve ‘çürüme’yi dert etmiyorlar… 

Keşke içlerinden Müslümanların ‘ada’ya değil, ‘adam’a ve ‘âdab’a ihtiyacı var diyenler çok çıksaydı… ‘İyiliği emredip, kötülükten sakındırma’ düsturunu politik kaygılara feda etmeyen, iktidar sahiplerinin ve zenginlerinin ceplerinde gezmeyi ‘aydın’ şahsiyetiyle bağdaştıramayan, kokuşmuşluğa isyan eden, dininin siyasette ve ekonomide aslından sıyrılıp reklam malzemesi yapılmasına karşı şerefiyle dikilen, Katillerin elinde İslâm’ın çocukları kırılırken, kendi çocuklarına haramdan ikbal kuleleri inşa edenleri görünce yazı ve sözleriyle yüzlerine tüküren ‘adamlar’ olsaydı keşke, eğlence adaları yerine!..

Çünkü eksik olan ‘ada’ değil, ‘adam’dı!..


Servet Avcı
Yeniçağ / 23-01-2013

14 Kasım 2013 Perşembe

Mahmud Efendi mürşid de müceddid de değil. Akıl sağlığı yerinde de değil. |Mehmet Fahri Sertkaya

akıl hastası mı, ali haydar efendi, hicri 15. asır, ismail ağa cemaati, mahmud efendi, mahmud ustaosmanoğlu, mahmut efendi, mehmet fahri sertkaya, müceddid, mürşid-i kami

İsmailağa gerçek bir tarikat değil, Mahmud Efendi bir cami imamından başka bir şey değil. 


Kendini mürşid ve müceddid zan eden bir cami imamı olan Mahmud Efendi'nin uzun yıllardır akıl sağlığının yerinde olmadığına dair yemin etsem, başım ağrımaz.

İslamcı basında uzun süreler köşe verilmiş ve yazarlık da yapmış, Müslümanların arasında marka olmuş, hepinizin mutlaka ismini duyup bildiği bir uzman psikiyatr olan Sefa Saygılı'nın, yine İslamcı bir gazetenin tanınmış bir yazarı olan Ali Eren'e söylediği söz aynen şu şekildedir.

31 Ekim 2013 Perşembe

Mevlevi Tarikatını bozan Sabetayist; Bey Baba | Akademi Dergisi

bey baba, hasan arıkan, kripto yahudiler, mehmed arıkan, mevlevi tarikatı, mevlevihane, mevlevilik, mustafa arıkan, sabetayistler, süleyman hilmi tunahan, akademi dergisi,

Mevlevi Tarikatını bozan Sabetayist; Bey Baba...

 
İslam dininin on iki hak tarikatından Kadiri ve Nakşi hariç diğer onu bozuldu. Bunların son ve hakiki mürşidleri yerlerine kimseyi bırakmadılar. Takdir-i İlahi böyle idi ve bu yollar sonlandırıldı. Lakin, bunu kabul edemeyen bazı tarikat mensubu kişiler, tamamen kendi kararları ile yollarını devam ettirmek ve mürşidlik iddia etmek yolunu tuttular. Bunların hiç birinin ve bunlardan sonra yerlerine gelen hiç birinin Rasulullah (s.a.v.) efendimizden manevi icazetleri yoktur. 

Körler sağırlar birbirini ağırlar. Mahmud Efendi müceddidmiş... | Mehmet Fahri Sertkaya

akademi dergisi, mehmet fahri sertkaya, mahmud efendi, sefa saygılı, darul harp fıkhı, ismailağa cemaati, necmettin erbakan, jet fadıl, yusuf el karadavi, cübbeli ahmet hoca,

Kendi sitelerinden alıntılıyoruz:

Mahmud Efendi Hicri 15.Asrın Müceddidi Olarak İlan Edildi.
Hindistan-Hayderabad Al Mahad Ul Aaali Ali İslami Üniversitesi ve Marifet Derneği tarafından İstanbul WOW otelde düzenlenen ve 2 gün süren Uluslararası İnsanlığa Hizmet Sempozyumu, Mahmut USTAOSMANOĞLU Efendi Hazretlerine "İslam'a Üstün Hizmet Ödülü" verilmesi ile sona erdi.

42 ülkeden ve tamamı Ehl-i sünnet olan 350 alim ve 6 bin kişinin iştirakiyle gerçekleştirilen sempozyum, büyük ilgi gördü.

Muhammed Avvame, Yusuf El-Kardavi (Video kaydıyla) ve Faruk Hamade gibi seçkin alimler konuşma yaptı.

Kuveyt Karadavi’yi Sınır Dışı Etti. Kuveytliler Nato İmamı lakaplı Yusuf el Karadavi'ye hak ettiği tepkiyi gösterdiler. | Akademi Dergisi

350 alim, hicri 15. asır, jet fadıl, kardavi, mahmud efendi, mahmud ustaosmanoğlu, mahmut efendi, müceddid, mürşid, mürşid-i kamil, yusuf el karadavi, akademi dergisi,

Kuveytliler Nato İmamı lakaplı Yusuf el Karadavi'ye hak ettiği tepkiyi gösterdiler.
Kuveyt İçişleri Bakanlığı, Kuveyt’e gelen Katarlı Şeyhi halktan gelen protestolar nedeniyle sınır dışı etmek zorunda kaldı. Kuveyt Karadavi'yi sınır dışı etti.

Fars Haber Ajansının Nehreyn.net adlı haber sitesinden aktardığı habere göre tartışmalı fetvaların sahibi Katarlı Müslüman Alimler Birliği Başkanı Şeyh Yusuf el-Karadavi'nin Kuveyt'e yaptığı ziyaret başına dert açtı.

Bu güne değin en çok tıklanılanlar