mahmud efendi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mahmud efendi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ağustos 2018 Pazar

Süleymanlılar bütün Müslümanları uyarıyor: Menzil ve İsmailağa hak tarikatlardan değil. Halid-i Bağdadi gerçek bir mürşidi-i kamil değil | Mehmet Fahri Sertkaya

akademi dergisi, mehmet fahri sertkaya, menzilciler, ismailağa cemaati, mahmud efendi, sahte mürşidler, müceddid, halid-i bağdadi, silsile-i saadat, gerçek yüzü, semerkand

Menzil grubuna ait Semerkand yayın evinin neşrettiği bir eser bile, bu grubun hak bir tarikat olmadığını ispat ediyor. Kendi kendilerini ele veriyorlar.

Silsile-i aliyyede 28. halka Abdullah-i Dehlevi (k.s.)’dir. Bunların bozuk, tahrif edilmiş silsilelerinde ise 28. halka Halid-i Bağdadi’dir. Aslında gerçek bir mürşid-i kamil olmadığı halde bunlar tarafından öyle kabul edilir. Halid-i Bağdadi’nin ilk halifelerinden olan Muhammed Hani bile yazmış olduğu ve Semerkand tarafından neşredilen Behcetü’s Seniyye isimli eserinde söyle der:

10 Haziran 2018 Pazar

İsmailağa (Mahmud Efendi bağlıları) kime oy verecek? Erdoğan, Cübbeli, AKP | Mehmet Fahri Sertkaya (video)

cübbeli ahmet hoca, gerçek yüzü, akp'nin gerçek yüzü, ismailağa cemaati, tarikat, seçim, oy, mahmud efendi, recep tayyip erdoğan, video izle, akademi dergisi, mehmet fahri sertkaya,

İsmailağa cemaatinin resmi internet sitesinden AK partiye, cumhur ittifakına destek verileceği duyuruldu ama arka planda neler dönüyor?

Cübbeli hür iradesi ile mi konuşuyor?

Cübbeli Ahmet Hoca AK partinin ve Tayyip Erdoğan’ın eline mi düştü?

Bazı cemaatler merkeze mi alınıyor?

 



‘’İsmailağa (Mahmud Efendi bağlıları) kime oy verecek?’’ videosunu alternatif ok.ru kanalımızdan izleyin…





''İsmailağa (Mahmud Efendi bağlıları) kime oy verecek?  Erdoğan, Cübbeli, AKP''
isimli yayınımızı  soundcloud kanalımızdan dinleyin...




Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

BU YAYINIMIZI SOSYAL AĞLARDA PAYLAŞMAYIN, çünkü CIA SANSÜRLEYECEK ve kimse görmeyecek.

Bizi, gerçek sahibi CIA olan Facebook başta olmak üzere, Amerikan sosyal ağlarının ve video kanallarının hiçbirinde sağlıklı/sansürsüz/özgür bir şekilde takip edemezsiniz. Senelerdir sansürleniyoruz ve bunu yüzlerce somut teknik delil ile, ayrıca binlerce kişinin şahitliği ile ispat edebiliyoruz. Buradaki yayınlarımızı/videolarımızı da Amerikan sosyal ağları üzerinden yaymayı başaramazsınız.

BİZİ TELEGRAM GRUBUMUZDAN TAKİP ETMELİSİNİZ

Paylaşımlarımızı anında görüp takip etmenin tek sağlıklı yolu Telegram grubumuza üye olmanızdır. WhatsApp’ın da gerçek sahibi CIA’dır ve Telegram, WhatsApp’ın alternatifi olan bir yazılımdır, bize has ve tarafımızdan üretilen bir yazılım değildir. Dünyada, onlarca devlette yüz milyonlarca kişi tarafından güvenle kullanılır. Güncel paylaşımlarımızdan anında haberdar olmak için www.telegram.org adresinden, kullandığınız cihaza uygun olan bir uygulamasını kurup, şuradaki Telegram kanalımıza takipçi olabilirsiniz: http://www.t.me/AkademiDergisi

22 Ocak 2018 Pazartesi

Mahkeme karar verdi: İsmailağa ismini artık kullanamayacak . | Akademi Dergisi

akademi dergisi, ismailağa cemaati, masum bayraktar, tazminat, mahmud efendi, gerçek yüzü, müceddid, atatürk, hakaret, tarikat, fm tv,

İsmailağa cemaati, yıllardır cemaatin adını kullanarak televizyon ve dernekler kuran Masum Bayraktar’dan mahkeme kararı ile ismini geri aldı. Bayraktar, artık hiçbir mecrada İsmailağa ismini kullanamayacak.

8 Temmuz 2017 Cumartesi

Cübbeli Ahmet'in telefonundan Bylock çıktı mı? FETÖ'cü avukatı Fatih Oğuz, Lalegül'ün ortağı mı? | Akademi Dergisi

akademi dergisi, cübbeli ahmed hoca, mahmud efendi, ismailağa cemaati, fetö, lalegül fm, fatih oğuz, kıyamder, ismailaga vakfı, recep konuk, gerçek yüzü,

İsmailağa Cemaati’ndeki iç çekişme İsmailağa Derneği Başkanı Recep Konuk’un yeni açıklamalarıyla zirveye çıktı.



Recep Konuk, son paylaştığı videoda, Cübbeli Ahmet’in FETÖ’den aranan avukatı Fatih Oğuz’un LalegülTV’nin ortağı olup olmadığını sordu.



''Cübbeli Ahmet Hocanın telefonundan Bylock çıktı'' haberleri üzerine bu açıklamayı yaptığını söyleyen Recep Konuk, Cübbeli Ahmet’e şu soruları yöneltti:



➥ Cübbeli Ahmet Hoca, iş ortağın ve avukatın tarafından yüklenen Bylock programını kullandın mı?

➥ Cübbeli Ahmet Hoca, Adil Öksüz ile hangi anlaşmaları yaptın da içeriden çıktın?

➥ Cübbeli Ahmet Hoca, Adil Öksüz ile hapishanede bir kere görüştüm dedi ama geçen hafta yapılan açıklamada Adil Öksüz ile görüşmek için Bylock yüklendi diyorsun. Demek ki birçok kez görüştün.

2 Temmuz 2017 Pazar

CIA bağlantılı Yusuf el Karadavi, CIA bağlantılı Tayyip Erdoğan'ı paklamak için ayetin manasını tahrif ederken... | Mehmet Fahri Sertkaya

akademi dergisi, mehmet fahri sertkaya, mahmud efendi, mahmud ustaosmanoğlu, sahte mürşidler, müceddid, Recep Tayyip Erdoğan, yusuf el karadavi, mehmet şevket eygi, siyonizm, cia, mossad, BOP projesi,

Bir zamanlar sözde mürşid Mahmud efendi, çoktan CIA'nın kucağına düşmüş Tayyip Erdoğan ile şen şakrak iken... Az arkada da Mehmet Şevket Eygi görülüyor...


CIA bağlantılı Yusuf el Karadavi, CIA bağlantılı Tayyip Erdoğan'ı paklamak için ayetin manasını tahrif ederken...

Derviş dervişi tekkede,
Hacı hacıyı Mekke'de
BOP'çu BOP'çuyu her yerde bulur
Her zor zamanında yardımına koşar...

NATO şeyhi olarak bilinen ve IŞİD'in gerçek kurucularından İngiliz istihbaratının emrinde olan, aslen Vehhabi Katarlı olan ve çeşitli Ortadoğu ülkelerine gidemeyen, gidince halkların ayaklanıp da "Def edin şu Siyonist uşağı BOP'çuyu ülkemizden" tarzında protestolar yapmasına sebep olan Yusuf el Karadavi, CIA+MOSSAD güdümlü BOP'çu Erdoğan'ı paklamaya çalışırken...


Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Dikkat!
 Gerçek sahibinin CIA olduğu ispat edilmiş olan Facebook ve benzeri Amerikan menşeli sosyal ağlar bizi uzun yıllardır sansürlüyor. Bu yayını paylaşıp, söz konusu sosyal ağlar üzerinde yaymayı, duyurmayı başaramayacaksınız. Ayrıca bu sosyal ağlardaki sayfalarımıza takipçi olduğunuzda, paylaştıklarımızın çoğunu göremeyeceksiniz. Bu, son sekiz senedir bu şekilde. Bu nedenle bizi, Akademi Dergisi'ni ve Mehmet Fahri Sertkaya'yı, farklı konudaki yüzlerce sitelerimizin bütün yayınlarını Telegram kanalımızdan takip etmenizi tavsiye ederiz: www.t.me/AkademiDergisi

(Takipçiler birbirinin isim ve telefon numaralarını bile göremez. Çok güvenli ve huzurlu bir ortamdır.)

28 Nisan 2017 Cuma

Bozuk tarikat İsmailağa bildiğiniz gibi: Yine taraflar birbirine girdi

masum bayraktar, fatih medreseleri, kıyam-der, umre, ismailağa cemaati, cemaat, tarikat, mekke, kabe, facebook, karagümrük, hak tarikat mi, mahmud efendi,



Son dönemde bitmek bilmeyen iç çatışmalar, çekişmeler ve skandal fetvalar ile sık sık gündeme gelen bozuk/nursuz tarikat İsmailağa'ya bağlı iki grubun Umre için gittikleri Mekke'de kavga ettikleri, çok sayıda kişinin yaralandığı ortaya çıktı.


İcazetsiz, silsilesiz ve bozuk bir tarikat olan ve son dönemde iyice parçalanıp farklı gruplara ayrılan İsmailağa cemaatinden Kıyam-Der ve Fatih Medreselerine bağlı iki farklı grubun Umre için gittikleri Mekke'de kavga ettikleri ortaya çıktı. Kavganın 25 Nisan akşamı, Kabe’ye bir km uzaklıktaki otel önünde gerçekleştiği belirtiliyor. Sözlü sataşmayla başlayan kavga nedeniyle çok sayıda kişinin yaralandığı, yaralıların hastaneye kaldırıldıkları açıklandı.






BİRBİRLERİNİ SUÇLADILAR

Yaşanan kavga sonrası iki grup sosyal medya ve resmi internet sitelerinden hastane fotoğrafları yayınlarken, yaptıkları açıklamalarda birbirlerini suçladılar.

KIYAM-DER'İN AÇIKLAMASI

Kıyamder'in Facebook sayfasından yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı: "Kutsal topraklarda dahi fitne ateşini körüklemekten geri durmayan Masum Bayraktar ve müntesipleri kirli hesapları uğruna kendilerinden beklendiği gibi hiç bir zaman tasvip etmediğimiz görüntüler oluşmasına sebebiyet vermişlerdir. Masum Bayraktar ve müntesiplerinin genelde camiamız, özelde derneğimiz ile ilgili yaptıkları yayın ve algı operasyonlarına itibar edilmemesi gerektiğini kamuoyuna arz ederiz.

FATİH MEDRESELERİNİN AÇIKLAMASI

Kavganın diğer tarafı Fatih Medreseleri'nden yapılan açıklamada ise diğer grup için 'Karagümrük Çetesi' ifadesi kullanıldı, "Fatih Medreseleri genel Başkanı Masum Bayraktar Hoca Efendi, Umre vazifesini ifa etmek için kalabalık bir kafile ile kutsal topraklara gitti. Her şey çok mükemmel geçiyordu. İslam ahlakından zerre nasibi olmayan sözde bir umreci bir grup, dün akşam 21:00 sularında Mekke’deki otel lobisinde Masum Bayraktar Hoca Efendiye ve kafilesine hunharca saldırdı" denildi.

''BİZİ ÖLDÜRECEKLER''

Kavganın tarafı Fatih Medreseleri'nden yayılan aşağıdaki videoda Cumhurbaşka'nına seslenildi ve "Biz daha önce de bildirdik. Bunlar terör yuvası. Bir süre daha bunlara müdahale edilmezse bizi öldürecekler. Bu defa cenaze çıkacak'' denildi.



CEMAAT BU HALDE, SÖZDE MÜCEDDİDİ GÖREN, DUYAN YOK

Sözde, cemaatin başında bir mürşid, hatta müceddid var. Sözde, şu kadar, bu kadar tasarrufu ve kerameti var ama senelerdir cemaati rezil bir halde olduğu halde, parçalanma, bölünme, çekişme artarak devam ettiği halde, bir sözlü ya da yazılı görüş/karar beyan ettiğini, bunca rahatsız edici ve Müslümanlara da leke düşürücü çirkinliklere müdahale ettiğini gören yok. Samimi Ehl-i Sünnet Müslümanların, gerçekten tarikat yolundaki Müslümanların, bu sözde tarikatın gerçek yüzünü kabullenmeleri için daha ne görmeleri gerekiyor, anlayamıyoruz, yorumlayamıyoruz... 

KIYAMDER, CÜBBELİ AHMET HOCAYA YAKIN BİLİNİYOR

Sözde tarikat İsmailağa'nın, 20 yıldır psikiyatrlara götürülen sözde mürşidi hatta sözde müceddidi Mahmud Efendinin yakınındaki isim ve aynı zamanda Marifet Derneği'nin Yönetim kurulu üyesi de olan Şefik Kocaman'ın, Fatih Çarşamba’da bıçaklı saldırıya uğraması sonrasında da KIYAMDER ismi konuşulmuştu. O süreçte Marifet Derneği ile Cübbeli Ahmet arasında şiddetli ve karşılıklı atışmalar yaşanıyordu. O hadise sonrasında Marifet Derneği yaptığı açıklamada, saldırganın KIYAMDER üyesi olduğunu ve derneğin Cübbeli Ahmet Hoca ismi ile anılan Ahmet Mahmud Ünlü'ye yakın durduğunu iddia etmişti. O hadiseden önce de bu bozuk tarikatın mensupları arasında benzeri hadiseler yaşanmıştı. Bir seferinde sokak ortasında birbirlerine silah çektikleri dahi olmuştu ve bu rezil halleri de maalesef basına yansımış ve Ehl-i Sünnet ve ehl-i tarik Müslümanlara leke düşürmüştü.

(Mehmet Fahri Sertkaya)

25 Mart 2017 Cumartesi

İsmailağa referandumda gerçekten de EVET dedi mi? Marifet grubu neden sessiz? | Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

mahmud efendi, ismailağa cemaati, mehmet fahri sertkaya, akademi dergisi, referandum, seçim, cübbeli ahmet hoca, marifet derneği, ak parti, Recep Tayyip Erdoğan,


''İsmailağa cemaati de referandum kararını açıkladı. EVET dedi'' başlıkları ile haberler yapıldı ama bu haberler gerçek mi? Gerçekten de İsmailağa cemaati EVET mi dedi?

Bildiğiniz gibi İsmailağa cemaati parça parça olmuş bir cemaat. En önde gelen parçası Marifet Derneği grubu... Mahmud Efendi de bu grubun yanında kalıyor. Mahmud Efendi'nin referanduma dair görüşünün ne olduğunu Akademi Dergisi olarak Marifet Derneği'nin resmi Facebook sayfası üzerinden, yazılı olarak sorduk ve emin olduğumuz gerçeği, teyit etmiş olduk. Mahmud Efendi ''EVET'' de demedi, kimse Mahmud Efendi'den görüş de almadı ve dolayısı ile İsmailağa cemaati EVET de demedi... Öyle ise neler oluyor, kim EVET dedi?


Marifet Derneği'nin yazılı cevabını büyük görmek için resmin üzerine tıklayın!

Aslında Mahmud Efendi ya da İsmailağa tarikatı değil, AKPKK suç, terör ve ihanet örgütü tarafından şantajla ve gizli anlaşmalarla konuşturulan/oynatılan, her meselede sıkışınca rüzgar gülü misali yön/karar değiştirip duran Cübbeli Ahmet Hoca nam kişi ve etrafı EVET dedi. Zaten onların, mevcut şartlarda EVET diyecekleri, onlara EVET dedirtileceği, neler döndüğünü bilen herkes için kesindi. 



Dikkat edin, bu sefer, İsmailağa mevzu olduğunda, İsmailağa içinde öne çıkan iki farklı grubun olduğunu bilip hep buna göre haberler ve yorumlar yapan bazı haber kuruluşları bile bu gerçeği görmezden geldi ve "İsmailağa da EVET dedi'' başlıklı haberler yaptı. Hatta bunların köşe yazarları bile bu kadar göz önündeki gerçeği görmezden gelip, kamuoyunu kasten yanlış yönlendiren köşe yazıları yazdı. Oysa bu tecrübeli haberciler/yazarlar, menfaatlerine uyuyor olsaydı, herkesten önce "İsmailağa gerçekten de EVET dedi mi? Marifet grubu neden sessiz?'' başlıklı haberler/yorumlar yaparlardı.



Bunların arasından, çoğunlukla solcu/ulusalcı ve Alevi mezhepçisi olan ve ''Tayyip Erdoğan'ı elimize düşürdük. Bütün cemaatleri ve tarikatları bitireceğiz" mealinde defalarca konuşan Doğu Perinçek'in etrafında toplaşan bu kadrolar da, aslında EVET oyları istiyorlar. Ergenekon'dan, Balyoz'dan tahliye edilenlerin, 15 Temmuz darbe tiyatrosunda AKPKK ile el ele, kol kola olanların, ciddi bir kısmı da EVET çıksın istiyor ama siyaset sahnesindeki bu ciddi kırılmaları tabanlarına, takipçilerine anlatamayacakları için taktik oynuyorlar. Hala, kurgu olduğu bin türlü ispat edilmiş bu sözde darbeyi bile gereğince deşifre etmiyorlar. Çünkü FETÖ bahanesi ile sadece F tipi cemaat mensupları değil, devlet kurumlarından bütün Müslümanlar temizleniyor/temizlenecek. Büyük büyük planlar var. Bu hususlara dair yazdığım ve büyük tesir oluşturmuş onlarca yazım var ve detaylar için bunlara bakılabilir. 



Uzatmadan şu yazılabilir ki, kalbinde gerçekten iman, Allah korkusu, hesap ve azap korkusu olan hiçbir Müslüman, mevcut şartlarda EVET diyemez. Süleymancılar da EVET demedi, demeyecek. Daha pek çok camia, cemaat veya kanaat önderi de EVET demedi, baskılara rağmen demiyorlar. 

Ortada EVET denilebilecek bir düzenleme yok. Değil Allah korkusu olan bir mü'min, hala dürüst karakterli kalabilmiş, asgari ahlak kriterlerini olsun koruyabilmiş bir gayri müslim bile şu düzenlemeye ve şu ekibe EVET diyemez. 

Bir İslam devletinin fetva makamı olsa da sorulsaydı, bütün bilgilendirmelere, izahlara, ispatlara ve ikazlara rağmen EVET diyenlerin, bu kadroyu başta tutmak isteyenlerin, hatta bu kadroya akıl almaz yetkiler vermek isteyenlerin Müslüman sayılamayacaklarına rahatça fetva verirdi. 

Müslümanın vurgunla, soygunla, peşkeşle, dağlar kadar zulümle, haksızlıkla, yalanla, ihanetle, devlet gücü kullanılarak yapılan terör saldırıları ile, açılım ile saçılım ile, çözüm denilen çözülmeler, vatan bölmeler ile, BOP ile, Büyük İsrail ile, Haçlı seferlerine destek olmakla, domuz eti ile, ibnelik ile, zinanın hatta evlilerin zinasının serbest kalması ile, misyonerlik ile, memlekette cemaati olmayan kiliselerin bile Müslüman milletin vergileri ile milyon dolar masraflarla tamir edilmesi ile, bakara makara ile, ihale fesatçılığı ile, Amerikan casusu danışmanlar ile, yedi kollu Yahudi şamdanlı bir parti ile, Irak tezkeresini geçiremediği için kendi vekillerine ana bacı sövenler ile, Amerikan devlet yetkililerine "samimiyetle sizin olan" yazılı mektup gönderenler ile, Irak'ta milyonla sivili katledenlere, on binlerce Müslüman hanımın namusunu kirletenlere "kahraman" deyip hayır dua edenler ile, mezhebin bile ne olduğunu bilemeyecek kadar ilimsiz olup da millete devlet gücü ile mezhepsizlik dayatmaya kalkanlar ile, memleketi batırıp elektrik faturalarını bile beş katı gönderdikleri halde bir de elektriksiz bırakıp kesintiler yapanlar ile, ekonomi bu halde iken Büyük İsrail için üç milyon bedavacıyı ısrarla besleyenler ve milletimize yük edenler ile, burnumuzun dibindeki adaları Yunanlılara verenler ile, İzmir'i Müslüman bir millete karşı yapılacak Haçlı seferinin merkez üssü yapanlar ile, kendini kurtaramamış iken dünyayı fethetmeye kalkıyormuş görüntüsü verenlerle, sıfırlamacılarla, maddeten ve manen her şeyi sıfırlayanlar ile ve daha böyle vatana, devlete, millete , ümmete ihanetlere kadar bin türlü suçu somut/kesin ve binlerce ayrı delil ile sabit kişiler ile ne işi olabilir?

Haydi tepkisiz kaldı bunca şeye, korktu ki bu bile akıllara zarar bir vebal ve ahirette bu sessizliğinden, tepkisizliğinden sebep canı çok yanar ama nefsine mağlup oldu diyelim, ya bir de nasıl destek olabilir? Bu bir Müslümanın yapabileceği şey değildir. Bütün bunları görmezden gelebilmek ve bir de destek olabilmek imana zıttır. Müslümanı işkencelerde katletseniz bunu yapamaz. Üstelik bunca rezillik ispatlı iken ve bunca rezillik, insanlığın sonsuz saadetinin biricik vesilesi olan İslam dini/şeriatı ve mukaddesat alet edilerek yapılıyor iken, destek olacak öyle mi? Hayır. Böyle yapanlara Allah (c.c.) ve resulü (s.a.v.) lanet etti. 

Bana inanmayın, muteber gerçek alimlere sorun. Kaynakları ile izah ve ispat etsinler. Muteber bildiğiniz kişiler aksi kanaatte iseler, bizimle görüştürün, rest çekiyoruz, canlı yayınlar ayarlayın, bizde mfs'ler çok, her biri ayrı kanallara çıksınlar ve beş on dakika içinde her şeyi, üstad, hoca, alim, şeyh, mürşid bildiğiniz kişiler karşısında somut ispatları ile gözler önü serelim.

Hiç kimsenin İslam dinini alet ederek, bozuk tarikatları, bozuk cemaatleri, sözde hocaları, alimleri kullanarak, bunlardan bazılarını menfaat, bazılarını tehdit ve şantaj ile avucuna düşürerek, sizi aldatmasına, dünyevi ve uhrevi felaketlere sürüklemesine izin vermeyin. Şu aşağıdaki videoları izleyin ve yetmezse bilin ki uzun yıllardır bunlar gibi, farklı farklı rezillikleri ve ağır ceza mahkemelerinde yargılama gerektiren suçları ispat eden onlarca ciddi yayın yaptık, onları da aratıp bulup istifade edebilirsiniz. Bu yayınların hiçbirine, sizlerin üstad, alim bildiğini hiç kimse cevap veremedi.

#MehmetFahriSertkaya | #AkademiDergisi


Şunu izleyin de 'rüzgar gülü' ne demek görün: 
Cübbeli Ahmet Hocanın yalanları, aldatmaları, gerçek ve çirkin yüzü





Cübbeli Ahmet Hoca'nın AK Parti iki yüzlülüğü, gerçek yüzü | Akademi Dergisi







BAŞKOMUTAN'IN ARKA PLANI

Cübbeli Ahmet Hoca neden Erdoğan'a BAŞKOMUTAN çekiyor?
Merak ediyorsanız da şunu izleyin!

''Beni ceza evinden çıkartırsanız, söz veriyorum, bir daha hükumet aleyhinde konuşmayacağım.''






MÜNAFIK DİYORLAR

Süleymancılar neden Cübbeli'ye MÜNAFIK diyorlar,
merak ediyorsanız izleyin






KARANLIK İŞLER

AKPKK'lilerin, Sünni cemaat ve tarikatları bitirme planları,
karanlık adamları, kara paraları, ağır ceza mahkemelerinde yargılama gerektiren işleri






RAHATSIZ EDİCİ GERÇEKLER

İslamcılar, CIA, MOSSAD, İhvan-ı Müslimin, Karadavi, İsmailağa, Erbakan, Erdoğan, Kadir Mısıroğlu | Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi






HORTUMCU ORTAKLIĞI

Cübbeli Ahmet Hoca'nın babası HORTUMCU ortağı mı?

  




ŞAİBELİ DANIŞMANLAR, GÖLGE BAŞBAKANLAR

''Erdoğan'ın danışmanları hep sorunlu ve şaibeli: Danışman Cüneyt Zapsu'nun derin ilişkileri, şaibeli geçmişi, İçimizdeki İsrail, Sabetaycılar, gizli Yahudiler, CIA, MOSSAD ve daha neler neler'' isimli videoyu Dailymotion kanalımızdan izleyin...

 Akademi Dergisi'nden Mehmet Fahri Sertkaya'nın anlatımıyla...



Bunlar da yetmediyse, şu site ve bloglarımızı inceleyin, deniz derya kadar ispat var: 

- www.CübbeliAhmetHoca.Kim
- www.GercekMahmudEfendi.blogspot.com



DİKKAT! Bu yayını paylaşacaksınız ama  büyük ihtimalle o paylaşımı sizden başka hiç kimse görmeyecek. Bu yayınımızı, Facebook, Instagram, WhatsApp ve benzeri Amerikan/Siyonist menşeli ortamlarda paylaşırsanız, arkadaşlarınıza/takipçilerinize gerçekten gösterildiğinden ve taktik surette sansürlenmediğinizden emin olunuz. Biliniz ki bu sosyal ağların gerçek sahibinin CIA ve MOSSAD olduğu ve Amerikan/Siyonist menfaatleri gereği pek çok ülkede milletleri sansürledikleri, somut deliller ile binlerce kere ispat edilmiştir.

14 Mart 2017 Salı

İsmailağa tarikatı referandumda EVET mi diyecek? Mahmud efendi ne söyledi? | Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

akademi dergisi, Mehmet Fahri Sertkaya, mahmud efendi, ismailağa cemaati, referandum, evet, hayır, Recep Tayyip Erdoğan, sahte mürşidler, müceddid, gerçek yüzü,

İnanmayın bu yalanlara

Mahmud Efendi 1998'den beri akıl hastası. Son senelerde hali iyice kötüleşti ve sabah tanıştığı kişi ile öğleyin bir daha tanışıyor. Birkaç saat öncesini hatırlamıyor. Kim olduğunu, nerede bulunduğunu bile bilmiyor. Az ötelerde bir yerlerde, sokakta bir yerlerde kendi başına bıraksalar, kim olduğunu anlatamaz, evinin yolunu tarif edemez etraftakilere...

İnanmayan, bunların iftira yada hakaret olduğunu düşünenler, gitsin, kendi gözleri ile görsün. Sorsun, cevap beklesin, ne sorup ne cevap aldığına baksın. Neyi ne kadar anlayabildiğine baksın. Bu kadar basit... Biz bu resti senelerdir çekiyoruz. Bir kişi bile çıkıp "Gittim, ne sorduysam anladı, mantıklı ve aklı başında cevaplar verdi" diyemedi. Daha inanmayan prof. dr. Sefa Saygılı'ya sorsun. Mahmud Efendi'yi ona da götürdüler tedavisi için ama nafile... Dahası da var, bir keresinde aile boyu sıkıntı yaşandı. O vakit akıl sağlığı bu kadar kötü durumda değildi. Hem kendisinde hem de ailesinde ciddi sıkıntı oldu. Cinnet derecesine geldiler. Etrafındaki lüzumsuzlar da "Kastettiler efendiye ve ailesine" diyerek üfürükçülere gittiler. Bir mürşid hatta müceddid düşünün ki bu halde... Oynatmayın sonsuz saadetinizle, alet olmayın böyle planlara, oyunlara...

Her seçim ya da referandum öncesi böyle AK troller de, böyle numaralar yapıyorlar. Cemaatleri, tarikatları, dinimizi, değerlerimizi, tarihimizi, mukaddesatımzı siyasete alet ediyorlar. Lanetlenmiş bir şeyi yapıyorlar. İtibar etmeyin. 

Bir kere Mahmud Efendi sağlıklı olsa, Tayyip'in "Benim şiilik ve sünnilik diye bir dinim yok" ya da "Din ve kültür gibi sun'i bölünmeler" ya da "Dört hak din" şeklindeki konuşmalarını bilir ve Tayyip'e selam bile vermezdi ki nerede kalacak imameti verecek, sarığını, cübbesini verecek? Daha bunu BOPçuluğu var, Büyük İsrail'e hizmet etmek var, Irak'ta Amerikan conilerine kahraman demek hayır dua etmek var, "Faiz bu dünyanın gerçeği" sözü var, ibnelik var, zinanın serbest bırakılması var, evlilerin zinasının, domuz etinin, misyonerliğin bile serbest oluşu var. Ailelerin, yuvaların yıkılışı, çöküşü var. Var oğlu var. Geçin mürşid ya da müceddid olmayı, geçin alim ya da hoca olmayı, en vasıfsız bir mü'min bile bunları görür, bunları bilir ve buna göre davranır. Böyle davranmak zorundadır. İmanı, başka bir davranışa izin vermez. 

Bu kadar düşmemek lazım. Bu kadar düşenlere tepkisiz kalmamak lazım.

Mahmud Efendi'nin meşhur sözü ile sonlandırmak gerekirse:

- Kim din ile oynar, cehennemde kaynar. 

#MehmetFahriSertkaya | #AkademiDergisi


Şuraya bir bakın, ''Ben yaşlandım. Siz ne halt ederseniz edin"" diyor: 


26 Mart 2016 Cumartesi

Üşenmemiş devesini de mi almış gitmiş? | Mehmet Fahri Sertkaya

akademi dergisi, mehmet fahri sertkaya, kara çarşaf, çarşaf hristiyan kıyafeti mi, ortodoks hristiyanlar, mahmud efendi, rahibe, bozuk tarikatlar, ismailağa cemaati,


"Çarşaflı bir Arap müslüman kadın, devesi ile beraber Rusya'ya kadar mı gitmiş, orası neresi, ne oluyor orada?" denilebilir ama "Russian Travel Guide" isimli Rus kanalında, bir hristiyan ortodoks rahibe ile mülakat yapılan bir anı görüyorsunuz. 


Mahmud Efendi'nin çarşaf hakkındaki sözlerini mi duymuş? "Gerekirse sekiz kat üst üste çarşaf giyin" dediğinden mi etkilenmiş? Elbette hayır... Rahibenin ne işi olur Mahmud Efendi ile... Ortodoks Hristiyanlar binlerce senedir çarşaf giyiyorlar. Hususi bir gayretle de kara çarşaf giyiyorlar. İsmini vermeyeyim, Rusya'da çok meşhur bir tesettür giyim mağazası var. Marka olmuş, çok tutulmuş ve kendi üretip satan bir mağaza. Oranın müşterilerinin belki de yarısı Rusya'daki ortodoks hıristiyan kadınları. Kara çarşafları kapışıyorlar. 

Kara çarşaf, ortodoks hıristiyanların yaygın olduğu yerlerde, mesela Yunanistan ve Suriye'de de çok görülür. Bize de zaten çok çok 150 sene önce bulaştı kara çarşaf ve Suriye'li ortodoks kadınlarından müslüman kadınlarına geçti. 

Allah teala kadınların da erkeklerin de tesettürü için, örtülmesi gereken yerler için, tek tip bir kıyafet belirlemedi. Bir kadın ya da erkek, tesettürün şartlarını yerine getiren, yani örtülmesi gereken yerleri uygun şekilde örten bir çuval giyseler bile caizdir ve tesettür emrine riayet etmiş olurlar. Tesettürde sınırlar/ölçüler şunlardır: 

➥ Örtülmesi farz olan yerleri örtecek
➥ Örttüğü yerleri bolca örtecek, vücut hatlarını belli etmeyecek
➥ Erkekler ipek kumaş ile örtünmeyecek
➥ Müslüman erkekler de kadınlar da, gayri müslimlerin siyasi ve dini sembolü haline gelmiş kıyafetleri giymeyecek. 

Bunlara dikkat edildikten sonra, hiçbir sorun yok. Gayri müslimler mont, eşofman, spor ayakkabı, gömlek v.s. giyiyorsa, müslüman bunları giyemez mi? Tesettüre uygunsa, kafirlerin dini ve siyasi bir sembolü değilse, gönül rahatlığı ile giyer. Mont da giyer, bolca pantolon da giyer, ceket de giyer, onların kundurasını da, spor ayakkabı modellerini de giyer ama onların şapkasını giyemez. Neden? Çünkü şapkanın dini bir anlamı var. Çünkü şapka (çeşidine göre) hıristiyanların ve Yahudilerin dini sembolü... 

-45 derece Sibirya soğuğu ile, +45 derece çöl sıcağında, bütün müslümanların tek tip kıyafet giyebileceğine, giymesi gerektiğine inanmak, böyle fetvalar vermek asıl sorundur. Bu gibi kararlar, bu gibi fetvalar, cahillikle de izah edilecek şeyler değil, akıl sorunu olmalı. Kaldı ki sekiz kat da nedir?

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi


 Dikkat! Gerçek sahibinin CIA olduğu ispat edilmiş olan Facebook ve benzeri Amerikan menşeli sosyal ağlar bizi uzun yıllardır sansürlüyor. Bu yayını paylaşıp, söz konusu sosyal ağlar üzerinde yaymayı, duyurmayı başaramayacaksınız. Ayrıca bu sosyal ağlardaki sayfalarımıza takipçi olduğunuzda, paylaştıklarımızın çoğunu göremeyeceksiniz. Bu, son sekiz senedir bu şekilde. Bu nedenle bizi, Akademi Dergisi'ni ve Mehmet Fahri Sertkaya'yı, farklı konudaki yüzlerce sitelerimizin bütün yayınlarını Telegram kanalımızdan takip etmenizi tavsiye ederiz: www.t.me/AkademiDergisi

(Takipçiler birbirinin isim ve telefon numaralarını bile göremez. Çok güvenli ve huzurlu bir ortamdır.)

13 Mart 2016 Pazar

Müceddid(!) efendiye yazılmış bir şiir: İmam efendi | Mehmet Fahri Sertkaya

akademi dergisi, mehmet fahri sertkaya, mahmud efendi, müceddid, yusuf el karadavi, mezhepsizlik, jet fadıl, cübbeli ahmed hoca, gerçek yüzü, ismailağa cemaati, bozuk tarikatlar,

İMAM EFENDİ 

Mezhepsiz Karadavi oy verdi diye 
Muceddid mi oldun imam Efendi 
Sahtekar Jet Fadıl yer verdi diye
Müceddid mi oldun imam Efendi?

Sahi ne zamandır dinde var seçim?
Dilinde Allah var, kalbinde geçim
Cübbeyi giyip sarığı sardığın için
Müceddid mi oldun imam Efendi

Kim güçlü, paralı sallarsın kuyruk 
Rabıta verirsin hep başına buyruk
Yaptığın ihanet ve yahut da toyluk
Yaptığın iş, iş değil İmam Efendi...

Sanma ki bu işin yoktur cezası
Başında ne varsa onun cefası
Ya düzelt kendini, ya bin fazlası
Ha geldi, geliyor İmam Efendi...


Dikkat! Gerçek sahibinin CIA olduğu ispat edilmiş olan Facebook ve benzeri Amerikan menşeli sosyal ağlar bizi uzun yıllardır sansürlüyor. Bu yayını paylaşıp, söz konusu sosyal ağlar üzerinde yaymayı, duyurmayı başaramayacaksınız. Ayrıca bu sosyal ağlardaki sayfalarımıza takipçi olduğunuzda, paylaştıklarımızın çoğunu göremeyeceksiniz. Bu, son sekiz senedir bu şekilde. Bu nedenle bizi, Akademi Dergisi'ni ve Mehmet Fahri Sertkaya'yı, farklı konudaki yüzlerce sitelerimizin bütün yayınlarını Telegram kanalımızdan takip etmenizi tavsiye ederiz: www.t.me/AkademiDergisi

(Takipçiler birbirinin isim ve telefon numaralarını bile göremez. Çok güvenli ve huzurlu bir ortamdır.)

12 Mart 2016 Cumartesi

Allah, cezalarını çok şiddetli verir. | Mehmet Fahri Sertkaya

akademi dergisi, Mehmet Fahri Sertkaya, mahmud efendi, ismailağa cemaati, mürşid, müceddid, Tasavvuf, psikiyatrist, tarikat, cemaat, sahte mürşidler, kutta-i tarik

Allah, cezalarını çok şiddetli verir.

"Kadın olsaydım eğer, sekiz tane çarşafı üst üste giyerdim."

1998'den beri götürülmediği psikolog kalmamış ve tedavi edilememiş, kendisini mürşid hatta müceddid zan eden bir hasta adam... Götürüldüğü psikiyatristlerden biri olan Sefa Saygılı'nın ifadesi ile "Çok hasta... Kendini bilemeyecek derecede hasta" birisi...

16 Kasım 2015 Pazartesi

Yusuf el-Karadavi Kimdir? | Mehmet Fahri Sertkaya

akademi dergisi, Mehmet Fahri Sertkaya, yusuf el karadavi / kardavi, abd, israil, nato, bop projesi, cia, mossad, mahmud ustaosmanoğlu, beşar esad, siyonizm,

   



SİZİNLE ADETA DALGA GEÇİYORLAR

Bu herif, Mahmud efendiyi müceddid seçenlerin başında geliyor ve o İngiliz casusu bir "NATO imamı"...

Yusuf el-Karadavi Kimdir?

Yüzde seksen küsuru Sünni Müslüman olan Suriye'de, Esed'i destekleyen, BOP'a yani gerçek adı ile Büyük İsrail devleti projesine karşı çıkan, saymakla bitmez, çok sayıdaki Sünni alimden biri olan Muhammet Said Ramazan El Buti, camide sohbet vermekte iken bombalı bir saldırı ile şehit edilmişti. Suriyeli Sünni alim el Buti'nin, CIA-MOSSAD uşağı sözde muhalif ve mücahid, özde paralı kiralık katil teröristler tarafından şehit edilmesi üzerine, Yusuf El Karadavi’nin yaptığı açıklamalar, dünyanın dört bir tarafında çok sayıda müslümanda öfke uyandırmıştı.

Ortadoğu ülkelerinde ‘Arap baharı’ adı altında, Büyük İsrail projesini gerçekleştirmek için yapılan ihanet, tahrip ve yıkımların çoğu, satın alınmış sözde İslam alimlerinin, özde Amerikan ve Siyonist casuslarının fetvaları sayesinde gerçekleşmişti. İslam'ı bir din gibi değil de, bir siyasi ideoloji hatta siyasi parti gibi kabullenip, dünya menfaat ve siyasetine alet eden İslamcılar da bu projede yoğun olarak kullanıldılar.

Özellikle de Arap halklara karşı hazırlanan komploda rolü deşifre olan Karadavi bunlardan biri... Ortadoğu'daki müslüman halkların ezici çoğunluğunun gözünde, kimliği ve misyonu çoktan deşifre olan Karadavi, İngiliz casusu bir NATO imamından başka bir şey değil...

Onun şimdiye kadar İsrail'e, Siyonizme ve bunların kuklalarına karşı cihat etme fetvası çıkarmaması acayip bir çelişkidir. Oysa kendisi, Katar’ın, ABD-İsrail planlarının, NATO’nun hizmetindedir ve bu güç odaklarının nüfuzu sayesinde sözde Dünya Müslüman Alimler Birliği başkanıdır.

Adamın geçmişi, hizmet ettiği arka planı, neye/kime çalıştığını bize anlatıyor. 

Hikaye, 1954 yılında başladı. Mısır cumhurbaşkanı Cemal Abdulnasır İskenderiye şehirinde Menşiyye meydanında bir suikast girişimine uğramıştı. Suikastin başarısızlığı Müslüman kardeşler (İhvan-ı Müslimin) liderlerinin ülkeden kaçmasına neden olmuştu.

Onlardan birisi, Suriye, Ürdün ve Suudi Arabistan arasında gidip gelen Dr. İbrahim İzzeddin idi. Daha sonra Arap Emirliği kimliğini alarak Abu Dabi’de Şeyh Zayed’in yardımcısı olarak görev yaptı.

Müslüman Kardeşler örgütü üyesi olan mültecilerin çoğunluğu Körfez Şeyhlikleri arasından Katar’ı tercih etti (Emir Hamad daha iktidar olmamıştı) Onlardan birisi, Mısır askeri hapishanesinde göz altına alındıktan sonra Emniyet sorumlusu Salah Nasr tarafından Mısır İstihbarat örgütü lehine çalışmayı kabul eden Yusuf El Karadavi idi.

1. Resim: Karadavi’nin Mısır istihbarat arşivlerinde dosyasındaki fotoğrafı

Katar’da durumlar değişti. Yusuf El Karadavi, biraz saf olan Katar şeyhlerini Salah Nasr istihbarat örgütünden maddi olarak daha faydalı buldu. Bu yüzden Salah Nasr’la ilişkisini kesti. Mısır hükumetinin pasaportunu yenilemediği gerekçesiyle şimdiye kadar taşıdığı Katar kimliğini aldı. Onun tercihlerinin en büyük amili/etkeni, para ve menfaat idi.

Katar o dönemde İngiliz sömürgesiydi. İngilizler, Süveyş kanalı ve Arap-İsrail kavgası konularında Abdulnasır’la kavga halindeydiler.

33 yaşında olan Karadavi o dönemde Katar’ı ve bir kaç ülkeyi daha işgal eden İngiltere’ye karşı hiç bir konuşma yapmadı. Aksine, her şeyiyle İngiliz olan Katar’a iltica edip, hazinesinden maaş almaya başladı. Almaya da devam ediyor. O zaman, İngilizlerin kışkırtması ile ve Müslüman kardeşler örgütünün politikasına da uygun olarak, Siyonist rejimle savaşan Abdulnasır’a karşı kampanyalar düzenlemeye başladı.

Karadavi, körfez’deki İngiliz işgalini hiç eleştirmedi. Katar şeyhliğinde ilişkileri giderek derinleşti. Katar’ı fiili olarak, Ali bin Abdullah Âl Tani tarafından silahlı kuvvetler ve polis genel komutanı tayin edilen İngiliz subay Cochrane yönetiyordu. Katar halkının çoğunluğu işgalci İngilizlerle işbirliği yapmayı reddettiği için ordu ve polisin çoğunluğu Hintli ve Asyalılardan oluşmaktaydı. 

İngiliz Kraliyet Hava Kuvvetlerinde eski bir subay olan Philip Blant ise Katar hükümdarı yardımcısı olarak işe başladı. 1950’de İngiltere Arthur Wilton’u yine ‘hükümdar yardımcısı’ ismi altında Katar’da birinci siyasi sorumlu olarak tayin etti.

2. Resim: Şeyh Ahmet bin Ali Âl Tani ordu ve polis komutanı Ronald Cochrane ile birlikte

Cochrane, Müslüman Kardeşlerin Katar yarımadasındaki faaliyetlerini kontrol ediyordu. Onlarla özel ilişkiler dokumaya başladı. Özellikle de uzaktan din eğitimi alan El Kardavi ile... 

O zamanda Kardavi’nin Mısır cumhurbaşkanı Abdulnasır’a karşı kışkırtma aktivitelerinden başka yaptığı bir şey yoktu. Daha sonra Filistin direnişine karşı bir kampanya başlattı. Bir çok Katarlı iş adamının, ‘kendini tehlikeye atma’ olarak tanımladığı Filistin direnişine maddi destek vermesini engelledi.

3. Resim: Şeyh Ahmet bin Ali, Ronald Cochrane ve aralarında Yusuf El Kardavi’nin bulunduğu Müslüman kardeşler örgütü mültecileri ile birlikte

Hükümdar ailesine giderek yakınlaştı. Onlara göre fetva hazırladı. O fetvaların en meşhuru, Şeyh Hamad’ın babasını sırtından vurmasını ve ona karşı bir darbe düzenlemesini mübah sayan fetva. Kur'an-ı Kerim’de açık açık zikredilen (Onlara (babalara) hiç bir kötü söz söyleme, kötülük yapma) ayetine ters olmasına rağmen Kardavi ümmetin çıkarının Hamad’ın yaptığını gerektirdiğini öne sürdü. Sanki Hamad’ın babasına karşı düzenlediği darbe hanımı Moza ve Siyonist rejimin isteğiyle değil de Katarlı ümmetin isteğiyle oldu. Ki siyonist rejim hemen, Şeyh Kardavi’nin konuğu olduğu ‘Şeriat ve Hayat’ programını yayınlayan El Cezire televizyonu binasının çok yakınında bir elçilikle mükafaatlandırıldı.

Şimdiye kadar açık olan bir soru var: Yusuf El Kardavi’nin İngliz subay Cochrane ve İngliz istihbaratıyla ilişkisi ne kadar gelişti?

Hiç kimsenin milyonlarca müslümanı aptal yerine koymaya hakkı yok. Hiç kimsenin akıl sağlığı da yerinde olmayan hasta ve ihtiyar bir adam (Mahmud efendi) üzerinden, Sünnilik ve Nakşilik iddiası ile ve de kurmaca bir müceddidlik iddiası/tiyatrosu ile Türkiye müslümanlarını da dolaylı yoldan Siyonizme hizmet ettirme hakkı, lüksü yok.

Mahmud efendiyi müceddid ilan edenler arasındaki tek Siyonist casusu Karadavi değildir. Bu İslam/ehli sünnet davası, bu tasavvuf davası, bu vatan ve devlet davası sahipsiz değildir. İmam-ı Rabbani evlatlarını izlemeye devam edin. BOP'çuların, İslamcıların, particilerin, bozuk tarikatların, ihvancıların ve hepsinin ağababaları olan Siyonistlerle işbirliği halindeki İçimizdeki İsrail'in bütün planlarını bozacaklar.

19 Ağustos 2015 Çarşamba

"Mahmud Efendi kendini bilmeyecek kadar hasta"

sefa saygılı, mahmud efendi, mahmud ustaosmanoğlu, mehmet fahri sertkaya, videolar, ses kaydı, telefon görüşmesi, ali eren,



"Mahmud Efendi kendini bilmeyecek kadar hasta"

Psikiyatr Prof. Dr. Sefa Saygılı'nın(ki Müslüman bir hekimdir.) yazar arkadaşı Ali Eren Hoca'ya (ki ehli sünnet bir hocadır.) "Mahmud Efendi kendini bilmeyecek kadar hasta" dediğini duyurduğumuzda, bunu yalan, hakaret, iftira olarak kabullenmek isteyen bir İsmailağa müntesibi, hem beni hem de Ali Eren hoca'yı arayarak, beni yalancı çıkarmak istemişti. 

Ali Eren Hoca, ses kaydı yapıldığını kendine bildirmeyen bu şahıs ile yaptığı görüşmede, takipçilere aktardığımız bu gerçeği bir kez daha dile getirdi. Evet, youtube'da yayınlanan Mahmud Efendi videoları da bu hususu açıkça göstermektedir ve cemaatin hocalarının youtube üzerindeki atışmaları da göstermektedir ki Mahmud Efendi'nin akli melekeleri dumura uğramıştır. Bu bir vakıadır, bir gerçektir, bir halin değerlendirilmesidir ve hakaret ya da iftira değildir. 

Dahası da var, cemaatte Mahmud efendiye ve ailesine yakın olan herkes biliyor ki Mahmud efendi 1998 yılından beri onlarca psikiyatr hekime götürüldü. Bize iftiralar atarak cemaat mensuplarını üzerimize salanlar da biliyorlar ki biz Akademi dergisi olarak Mahmud Efendinin bu durumuna hiçbir zaman "bunama" demedik. Bu durumu biz, yaşlılığı ile alakalı da görmüyoruz. Bu rahatsızlık iyice yaşlanmadığı zamanlarda da kendisinde mevcuttu. Ayrıca Sefa Saygılı'nın ifadesine göre, kendisine tedaviye getirildiğinde Mahmut Efendi, bir kaç gün önce tanıştığı doktorunu bir daha gördüğünde tanıyamaz, hiç hatırlayamaz ve yeniden tanışır haldeydi...

Şimdi burada hakaret varsa, gidin yargıya, açın davalarınızı, biz de meydana serelim onlarca ispatı...


www.AkademiDergisi.com


10 Mart 2014 Pazartesi

Ali Haydar Efendi de zahiri alimdi. Mürşid ya da Müceddid değildi.

süleyman hilmi tunahan, ali haydar efendi, mahmud efendi, ismail ağa cemaati, cübbeli, cübbeli ahmed hoca, kemal kacar, mürşid, müceddid,

Hz. Üstazımız (Süleyman Hilmi Tunahan) döneminde, maddi ve manevi tüm tasarrufunu gözler önüne serdiği halde o günün alimlerinden olan Ali Haydar Efendi (ki o zamanlar istanbul'un meşhur vaizlerindendir ve şimdiki Mahmud efendi'nin de üstadıdır. Kendisini Mürşid ilan etmiştir.) hastalanmış. 

Hz. Üstazımız ziyarete gitmişler. Ali Haydar efendi diyor ki; 

"Efendim falanca doktor gelecek, beni tedavi edecek, onu bekliyorum."

Hazretimiz "Öyleyse biz gidelim, bize lüzum yok. Mademki senin manevi bir doktora ihtiyacın yok öyleyse bize müsade et" diyor.

"Bize müsade et" der demez hemen yerinden fırlar, eline sarılır üstazımızın, "Aman hoca efendi, bana okumadan gitme" diye hz.mize ısrar eder. O zaman üstazımız şöyle buyurur;



"Ey hocaefendi Bizim adresimiz sana bildirildi. Bizim maddi ve manevi tasarrufumuzun adresi de sana bildirildi. Sokağımız da sana gösterildi. Hatta evimizin numarası dahi sana bildirildiği halde, şu enaniyeti/benliği bir türlü atamadın" 



Süleyman Hilmi Tunahan (k.s.) tekrar tekrar Ali Haydar Efendi'yi ikaz etmiş ve "Mürşidlik iddia etme. Kendine rabıta yaptırma. Sen mürşid değilsin" demiştir. Yine bir arada oldukları bir sefer iyice üstüne gitmiş ve sert şekilde son bir kez ikaz etmiştir. Lakin Ali Haydar Efendi "Ben mürşidlik iddiamdan vazgeçsem bizim bu Mahmud vazgeçmez" gibi bir acayip bahane ile, gerçekte manevi bir hüneri, icazeti, tasarrufu olmadığı halde mürşidlik iddia etmeye devam etmiştir.

Resim: Ali Haydar Efendi

Bütün bunlara ve daha fazlasına şahit olan Süleyman Efendi'nin damadı merhum Kemal Kacar Hocaefendi, pek çok kere yolumuzun hocaefendilerine bunları anlatmıştır.

Bu güne değin en çok tıklanılanlar