cübbeli ahmet hoca etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
cübbeli ahmet hoca etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Mayıs 2017 Perşembe

İsmailağa Cemaati'nde kavga bitmiyor | Akademi Dergisi

akademi dergisi, mehmet fahri sertkaya, cübbeli ahmet hoca, ismailağa cemaati, kıyamder, fatih medreseleri, recep konuk, mahmud efendi - mahmud ustaosmanoğlu,


İsmailağa Cemaati’ne mensup Fatih Medreseleri ve Kıyam-Der’in Mekke’deki çatışması, Cemaat içindeki ayrışmayı tekrar gündeme getirdi...

İsmailağa Cemaati’ne mensup Fatih Medreseleri ve Kıyam-Der’in Mekke’deki çatışması, Cemaat içindeki ayrışmayı tekrar gündeme getirdi.

Fatih Medreseleri sosyal medya hesabından “İsmailağa Derneği Başkanı Recep Konuk'dan Kabe’deki saldırı ile alakalı açıklaması” başlığıyla bir video paylaştı. Videoda Recep Konuk, “Cübbeli Ahmet Hoca” olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü’ye ve İsmailağa Vakfı’na çok sert ifadelerle yüklendi.

KABE’DEKİ CEMAAT ÇATIŞMASINDA NELER OLMUŞTU?

İsmailağa Cemaati’ne bağlı iki farklı grup Mekke’de 25 Nisan akşamı birbirine girmişti. Umre yapmak üzere Mekke'ye giden Fatih Medreseleri üyeleri ile Kıyam-Der’in Kabe’ye bir km uzaklıktaki otel önündeki kavgasında 8 kişi yaralanmıştı. Bu kavga üzerine Fatih Medreseleri ve Kıyam-Der yaptıkları açıklamalarla birbirlerini suçladılar. Fatih Medreseleri yaptığı ilk açıklamada, Emre Altınkum önderliğindeki Kıyam-Der üyelerinin kendilerine saldırdığını iddia etmişti. Kıyam-Der ise, saldırıdan Masum Bayraktar’ı sorumlu tutarak, Fatih Medreseleri’ne itibar edilmemesi gerektiği ifade etmişti.

2 Mayıs’ta İsmailağa Camii İlim Ve Hizmet Vakfı sitesinde yapılan açıklamada da Fatih Medreseleri ile İsmailağa Cemaati’nin ilişkisinin kesildiği ifade edilerek Kıyam-Der’e sahip çıkıldı. Açıklamada, Fatih Medreseleri ve Masum Bayraktar’a ilişkin çok ağır ifadeler dikkat çekti. 

İsmailağa Camii İlim Ve Hizmet Vakfı’nın resmi internet sitesinde yapılan açıklama şöyle:

RECEP KONUK’TAN CÜBBELİ AHMET’E: “YAHU SEN KİMSİN?”

Cübbeli Ahmet Hoca’nın Kabe’deki çatışmayı sanki oradaymış gibi anlattığını ifade eden Recep Konuk, Cübbeli’nin ağır ithamlarda bulunduğunu ifade etti. Masum Bayraktar’ın İsmailağa Cemaati’nin uzaklaştırıldığı şeklindeki ifadelere sert çıkan Recep Konuk, Cübbeli Ahmet Hoca ve İsmailağa Vakfı’na şu ifadelerle yüklendi:

➥ “Yahu sen kimsin? Sen bu Cemaatin uzaklaştırma veya yakınlaştırma mercisi misin? Yine İsmailağa Vakfı’na sesleniyorum. Siz efendi hazretleri yerine (Mahmut Usta Osmanoğlu’nu kastediyor) nasıl karar verirsiniz? Nasıl ithamlarda bulunursunuz? Cübbeli Ahmet Hoca, efendi hazretlerimiz buyuruyor; ‘Her mahalleye bir kız bir erkek medresesi açın’ Biz oyuz. İsmailağa İlim Hizmet ve Yaşatma Derneği Başkanı olarak söylüyorum. Bizim medreselerimiz var. Benim bir tek medresemde 86 talebe var Cübbeli Hoca. Senin hangi medresende kaç taleben var açıkla. Sen efendi hazretlerini temsil edemezsin. Efendi hazretleri adına açıklama yapamazsın. Ben yaparım. Çünkü efendi hazretlerinin yolundan geliyoruz. Yüzlerce medresemiz var. Yüzlerce hocamız, binlerce öğrencimiz var.”

KIYAM-DER İSMİ BIÇAKLI SALDIRI OLAYINDA DA GÜNDEME GELMİŞTİ

İsmailağa Cemaati lideri Mahmud Ustaosmanoğlu’nun yakınındaki isim ve Marifet Derneği Yönetim kurulu üyesi Şefik Kocaman'ın Fatih Çarşamba’da bıçaklı saldırıya uğraması sonrasında da Kıyam-Der ismi gündeme gelmişti. Saldırı sonrasında Marifet Derneği yaptığı açıklamada, saldırganın Kıyam-Der üyesi olduğunu ve derneğin Cübbeli Ahmet Hoca’ya yakın durduğunu öne sürmüştü. İsmailağa Vakfı ve Cübbeli Ahmet Hoca’nın Fatih Medreseleri’ni eleştirirken Kıyam-Der’e ilişkin sert sözler söylemekten çekinilmesi dikkat çekti.

25 Mart 2017 Cumartesi

İsmailağa referandumda gerçekten de EVET dedi mi? Marifet grubu neden sessiz? | Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

mahmud efendi, ismailağa cemaati, mehmet fahri sertkaya, akademi dergisi, referandum, seçim, cübbeli ahmet hoca, marifet derneği, ak parti, Recep Tayyip Erdoğan,


''İsmailağa cemaati de referandum kararını açıkladı. EVET dedi'' başlıkları ile haberler yapıldı ama bu haberler gerçek mi? Gerçekten de İsmailağa cemaati EVET mi dedi?

Bildiğiniz gibi İsmailağa cemaati parça parça olmuş bir cemaat. En önde gelen parçası Marifet Derneği grubu... Mahmud Efendi de bu grubun yanında kalıyor. Mahmud Efendi'nin referanduma dair görüşünün ne olduğunu Akademi Dergisi olarak Marifet Derneği'nin resmi Facebook sayfası üzerinden, yazılı olarak sorduk ve emin olduğumuz gerçeği, teyit etmiş olduk. Mahmud Efendi ''EVET'' de demedi, kimse Mahmud Efendi'den görüş de almadı ve dolayısı ile İsmailağa cemaati EVET de demedi... Öyle ise neler oluyor, kim EVET dedi?


Marifet Derneği'nin yazılı cevabını büyük görmek için resmin üzerine tıklayın!

Aslında Mahmud Efendi ya da İsmailağa tarikatı değil, AKPKK suç, terör ve ihanet örgütü tarafından şantajla ve gizli anlaşmalarla konuşturulan/oynatılan, her meselede sıkışınca rüzgar gülü misali yön/karar değiştirip duran Cübbeli Ahmet Hoca nam kişi ve etrafı EVET dedi. Zaten onların, mevcut şartlarda EVET diyecekleri, onlara EVET dedirtileceği, neler döndüğünü bilen herkes için kesindi. 



Dikkat edin, bu sefer, İsmailağa mevzu olduğunda, İsmailağa içinde öne çıkan iki farklı grubun olduğunu bilip hep buna göre haberler ve yorumlar yapan bazı haber kuruluşları bile bu gerçeği görmezden geldi ve "İsmailağa da EVET dedi'' başlıklı haberler yaptı. Hatta bunların köşe yazarları bile bu kadar göz önündeki gerçeği görmezden gelip, kamuoyunu kasten yanlış yönlendiren köşe yazıları yazdı. Oysa bu tecrübeli haberciler/yazarlar, menfaatlerine uyuyor olsaydı, herkesten önce "İsmailağa gerçekten de EVET dedi mi? Marifet grubu neden sessiz?'' başlıklı haberler/yorumlar yaparlardı.



Bunların arasından, çoğunlukla solcu/ulusalcı ve Alevi mezhepçisi olan ve ''Tayyip Erdoğan'ı elimize düşürdük. Bütün cemaatleri ve tarikatları bitireceğiz" mealinde defalarca konuşan Doğu Perinçek'in etrafında toplaşan bu kadrolar da, aslında EVET oyları istiyorlar. Ergenekon'dan, Balyoz'dan tahliye edilenlerin, 15 Temmuz darbe tiyatrosunda AKPKK ile el ele, kol kola olanların, ciddi bir kısmı da EVET çıksın istiyor ama siyaset sahnesindeki bu ciddi kırılmaları tabanlarına, takipçilerine anlatamayacakları için taktik oynuyorlar. Hala, kurgu olduğu bin türlü ispat edilmiş bu sözde darbeyi bile gereğince deşifre etmiyorlar. Çünkü FETÖ bahanesi ile sadece F tipi cemaat mensupları değil, devlet kurumlarından bütün Müslümanlar temizleniyor/temizlenecek. Büyük büyük planlar var. Bu hususlara dair yazdığım ve büyük tesir oluşturmuş onlarca yazım var ve detaylar için bunlara bakılabilir. 



Uzatmadan şu yazılabilir ki, kalbinde gerçekten iman, Allah korkusu, hesap ve azap korkusu olan hiçbir Müslüman, mevcut şartlarda EVET diyemez. Süleymancılar da EVET demedi, demeyecek. Daha pek çok camia, cemaat veya kanaat önderi de EVET demedi, baskılara rağmen demiyorlar. 

Ortada EVET denilebilecek bir düzenleme yok. Değil Allah korkusu olan bir mü'min, hala dürüst karakterli kalabilmiş, asgari ahlak kriterlerini olsun koruyabilmiş bir gayri müslim bile şu düzenlemeye ve şu ekibe EVET diyemez. 

Bir İslam devletinin fetva makamı olsa da sorulsaydı, bütün bilgilendirmelere, izahlara, ispatlara ve ikazlara rağmen EVET diyenlerin, bu kadroyu başta tutmak isteyenlerin, hatta bu kadroya akıl almaz yetkiler vermek isteyenlerin Müslüman sayılamayacaklarına rahatça fetva verirdi. 

Müslümanın vurgunla, soygunla, peşkeşle, dağlar kadar zulümle, haksızlıkla, yalanla, ihanetle, devlet gücü kullanılarak yapılan terör saldırıları ile, açılım ile saçılım ile, çözüm denilen çözülmeler, vatan bölmeler ile, BOP ile, Büyük İsrail ile, Haçlı seferlerine destek olmakla, domuz eti ile, ibnelik ile, zinanın hatta evlilerin zinasının serbest kalması ile, misyonerlik ile, memlekette cemaati olmayan kiliselerin bile Müslüman milletin vergileri ile milyon dolar masraflarla tamir edilmesi ile, bakara makara ile, ihale fesatçılığı ile, Amerikan casusu danışmanlar ile, yedi kollu Yahudi şamdanlı bir parti ile, Irak tezkeresini geçiremediği için kendi vekillerine ana bacı sövenler ile, Amerikan devlet yetkililerine "samimiyetle sizin olan" yazılı mektup gönderenler ile, Irak'ta milyonla sivili katledenlere, on binlerce Müslüman hanımın namusunu kirletenlere "kahraman" deyip hayır dua edenler ile, mezhebin bile ne olduğunu bilemeyecek kadar ilimsiz olup da millete devlet gücü ile mezhepsizlik dayatmaya kalkanlar ile, memleketi batırıp elektrik faturalarını bile beş katı gönderdikleri halde bir de elektriksiz bırakıp kesintiler yapanlar ile, ekonomi bu halde iken Büyük İsrail için üç milyon bedavacıyı ısrarla besleyenler ve milletimize yük edenler ile, burnumuzun dibindeki adaları Yunanlılara verenler ile, İzmir'i Müslüman bir millete karşı yapılacak Haçlı seferinin merkez üssü yapanlar ile, kendini kurtaramamış iken dünyayı fethetmeye kalkıyormuş görüntüsü verenlerle, sıfırlamacılarla, maddeten ve manen her şeyi sıfırlayanlar ile ve daha böyle vatana, devlete, millete , ümmete ihanetlere kadar bin türlü suçu somut/kesin ve binlerce ayrı delil ile sabit kişiler ile ne işi olabilir?

Haydi tepkisiz kaldı bunca şeye, korktu ki bu bile akıllara zarar bir vebal ve ahirette bu sessizliğinden, tepkisizliğinden sebep canı çok yanar ama nefsine mağlup oldu diyelim, ya bir de nasıl destek olabilir? Bu bir Müslümanın yapabileceği şey değildir. Bütün bunları görmezden gelebilmek ve bir de destek olabilmek imana zıttır. Müslümanı işkencelerde katletseniz bunu yapamaz. Üstelik bunca rezillik ispatlı iken ve bunca rezillik, insanlığın sonsuz saadetinin biricik vesilesi olan İslam dini/şeriatı ve mukaddesat alet edilerek yapılıyor iken, destek olacak öyle mi? Hayır. Böyle yapanlara Allah (c.c.) ve resulü (s.a.v.) lanet etti. 

Bana inanmayın, muteber gerçek alimlere sorun. Kaynakları ile izah ve ispat etsinler. Muteber bildiğiniz kişiler aksi kanaatte iseler, bizimle görüştürün, rest çekiyoruz, canlı yayınlar ayarlayın, bizde mfs'ler çok, her biri ayrı kanallara çıksınlar ve beş on dakika içinde her şeyi, üstad, hoca, alim, şeyh, mürşid bildiğiniz kişiler karşısında somut ispatları ile gözler önü serelim.

Hiç kimsenin İslam dinini alet ederek, bozuk tarikatları, bozuk cemaatleri, sözde hocaları, alimleri kullanarak, bunlardan bazılarını menfaat, bazılarını tehdit ve şantaj ile avucuna düşürerek, sizi aldatmasına, dünyevi ve uhrevi felaketlere sürüklemesine izin vermeyin. Şu aşağıdaki videoları izleyin ve yetmezse bilin ki uzun yıllardır bunlar gibi, farklı farklı rezillikleri ve ağır ceza mahkemelerinde yargılama gerektiren suçları ispat eden onlarca ciddi yayın yaptık, onları da aratıp bulup istifade edebilirsiniz. Bu yayınların hiçbirine, sizlerin üstad, alim bildiğini hiç kimse cevap veremedi.

#MehmetFahriSertkaya | #AkademiDergisi


Şunu izleyin de 'rüzgar gülü' ne demek görün: 
Cübbeli Ahmet Hocanın yalanları, aldatmaları, gerçek ve çirkin yüzü





Cübbeli Ahmet Hoca'nın AK Parti iki yüzlülüğü, gerçek yüzü | Akademi Dergisi







BAŞKOMUTAN'IN ARKA PLANI

Cübbeli Ahmet Hoca neden Erdoğan'a BAŞKOMUTAN çekiyor?
Merak ediyorsanız da şunu izleyin!

''Beni ceza evinden çıkartırsanız, söz veriyorum, bir daha hükumet aleyhinde konuşmayacağım.''






MÜNAFIK DİYORLAR

Süleymancılar neden Cübbeli'ye MÜNAFIK diyorlar,
merak ediyorsanız izleyin






KARANLIK İŞLER

AKPKK'lilerin, Sünni cemaat ve tarikatları bitirme planları,
karanlık adamları, kara paraları, ağır ceza mahkemelerinde yargılama gerektiren işleri






RAHATSIZ EDİCİ GERÇEKLER

İslamcılar, CIA, MOSSAD, İhvan-ı Müslimin, Karadavi, İsmailağa, Erbakan, Erdoğan, Kadir Mısıroğlu | Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi






HORTUMCU ORTAKLIĞI

Cübbeli Ahmet Hoca'nın babası HORTUMCU ortağı mı?

  




ŞAİBELİ DANIŞMANLAR, GÖLGE BAŞBAKANLAR

''Erdoğan'ın danışmanları hep sorunlu ve şaibeli: Danışman Cüneyt Zapsu'nun derin ilişkileri, şaibeli geçmişi, İçimizdeki İsrail, Sabetaycılar, gizli Yahudiler, CIA, MOSSAD ve daha neler neler'' isimli videoyu Dailymotion kanalımızdan izleyin...

 Akademi Dergisi'nden Mehmet Fahri Sertkaya'nın anlatımıyla...



Bunlar da yetmediyse, şu site ve bloglarımızı inceleyin, deniz derya kadar ispat var: 

- www.CübbeliAhmetHoca.Kim
- www.GercekMahmudEfendi.blogspot.com



DİKKAT! Bu yayını paylaşacaksınız ama  büyük ihtimalle o paylaşımı sizden başka hiç kimse görmeyecek. Bu yayınımızı, Facebook, Instagram, WhatsApp ve benzeri Amerikan/Siyonist menşeli ortamlarda paylaşırsanız, arkadaşlarınıza/takipçilerinize gerçekten gösterildiğinden ve taktik surette sansürlenmediğinizden emin olunuz. Biliniz ki bu sosyal ağların gerçek sahibinin CIA ve MOSSAD olduğu ve Amerikan/Siyonist menfaatleri gereği pek çok ülkede milletleri sansürledikleri, somut deliller ile binlerce kere ispat edilmiştir.

1 Ocak 2017 Pazar

Bozuk tarikat İsmailağa'nın mensupları, mecbur kalarak da olsa, onlarca sene gecikmeli de olsa, ayara giriyorlar. Türkiye dar'ül harptir | Mehmet Fahri Sertkaya

akademi dergisi, Mehmet Fahri Sertkaya, fatih kalender, ismailağa cemaati, dar'ül islam, darul harp fıkhı, dar'ül harp, cübbeli ahmet hoca, sapıtanlar.com, süleymancılar, müslüman genç,

Büyük dönüşüm güçlenerek devam ediyor: 

➥ Bu sayfa İsmailağacı bir sayfa...

➥ Türkiye'nin İslam devleti olmadığını bunlara çoktan kabullendirmiştik de, keskin dönüş yapamıyorlardı. Şimdi ise biraz biraz dönüşüm süreçlerini yaşıyorlar. 

➥ Yetmeyip dar'ül harp fıkhını öğrenmek ve öğretmek için (çok yetersiz ve sorunlu da olsa) bir site ve sayfa dahi açtılar. 

➥ Türkiye dar'ül harp olduğu ve şeriatla idare edilmediği için, geçelim gayr-i müslimleri cezalandırmayı, müslümanlardan suç işleyenlerin bile cezalandırılamayacağını izah edip öğretmeye başladılar. Artık hadiselere ve şahıslara, ister istemez bu açıdan bakmaya mecbur kaldılar. 

➥ Malumunuz dar'ül harpte müslümanların siyasi otoritesi, devlet gücü yoktur. Bu nedenle bir müslüman bile dar'ül harpte zina etse, diğer müslümanlar onu recm edemezler. İçki içse sopa cezasını tatbik edemezler. Yani dar'ül harpte had ve ta'zir cezaları tatbik edilmez. 

➥ Aynı tesir bu bozuk tarikatın bütün mensupları üzerinde var, karşımızda Cübbeli dahil herkesin susup durmasının sebebi de bu ve boş yere direniyorlar. Direnmek isteseler de şartlar bunları da zorluyor ve Akademi çizgisine yavaş yavaaşşş giriyorlar. Nihayetinde bu hakikatleri kabullenince hem yollarının feyizsiz, nursuz, icazetsiz olduğu meydana çıkıyor hem de yarım asırdan fazladır yüksek sayıda Müslümanı çıkmazlara sürükledikleri, dünyalarını ahiretlerini mahvettikleri, hizmet diye rezillik sergiledikleri, akıllara zarar veballere girdikleri meydana çıkıyor. 

➥ Daha şu anda bile, eskiden olduğu gibi rahatça "Türkiye İslam devletidir. Refah partisi İslami partidir. Erbakan sakalsız evliyadır. Erbakan emir'ül mü'minindir. Ona oy vermek ve tabi olmak farzdır. Süleymancılar kafir partilerine oy verdiler." v.s. gibi küfre götüren, buram buram cehalet, samimiyetsizlik ve istikametsizlik kokan iddialarını dillendiremiyorlar.

Hatta bunların Kalender hocası da uzun zamandır Akademi tesirindedir ve birkaç senedir "İslami parti demeyelim kardeşlerim. Küfrün sistemine bağlı küfrün partisine İslami dersek imani bir sıkıntı olur" diye fetva veriyor eksik olmasın.

19 Şubat 2014 Çarşamba

Jet Fadıl'a jet ceza | Neresi 7 yıldızlı?

jet fadıl, caprice gold, 7 yıldızlı, mahmud efendi, cübbeli ahmed, cübbeli ahmet hoca, fadıl akgündüz, dolandırıcılık, nitelikli dolandırıcılık, gurbetçiler,
Jet Fadıl'a jet ceza

İstanbul Bayrampaşa’da inşaatı devam eden Caprice Gold Palace isimli otelin yıldızlarının karşılığı olmadığı ortaya çıkan Fadıl Akgündüz’e şoke edici bir ceza geldi

“7 yıldızlı otel” reklamları gerçeğe aykırı bulunan Akgündüz 'e uyarı olarak 652 bin lira para cezası kesildi. Otelin yatırım ve işletme belgesi de ortaya çıktı. Akgündüz 'ün şirketinin eylül ayında da ceza yediği ortaya çıktı. 

Akgündüz 'ün yaptırdığı Caprice Gold Palace için çeşitli yerlerde yayınlanan “Avrupa 'nın 7 Yıldızlı Tek Sarayı”, “Kendisini 5 Yılda Ödeyen Dünyanın En Kârlı Yatırımı”, “Caprice Gold Sarayında Neler Var”, “Tapu ve Kira Garantili Otel Odaları” başlıklı tanıtımlar hakkında Reklam Kurulu 'nca inceleme başlatıldı. 


Söz konusu reklamlarla ilgili dün yapılan görüşmelerde, mevzuatta 7 yıldızlı bir sınıflandırma olmadığı vurgulandı. Söz konusu tesisin 7 yıldızlı olarak tanıtılmasının tüketicileri aldatıcı ve yanıltıcı olduğuna karar verilen toplantıda, “Kendisini 5 Yılda Ödeyen Dünyanın En Kârlı Yatırımı” ifadeleri de gündeme geldi. 

Firma tarafından sunulan bilgi, belge ve açıklamaların, bu firmadan devremülk satın alanların 5 yılda ödedikleri parayı geri aldıklarını ve bu yatırımın dünyanın en karlı yatırımı olduğunu ispatlayacak nitelikte olmadığı vurgulandı. Kurul, söz konusu reklamla abartılı ve ispata muhtaç ifadeler kullanılmak suretiyle tüketicilerin yanıltıldığına hükmetti.

Jet Fadıl'ın serveti birkaç milyar euro

jet fadıl, fadıl akgündüz, mahmud efendi, ismail ağa cemaati, cübbeli ahmet hoca,
Fadıl Akgündüz yeni çalışmalarını anlattı


Bir dönem dolandırıcık iddialarıyla gündeme gelip Jet Fadıl adıyla ünlenen Fadıl Akgündüz Habertürk TV'De Balçiçek İlter'in sorularını yanıtladı.

Fadıl Akgündüz yerli otomobil İmza ile ilgili olarak rakip olmak isteyen firmaların kendisine baskı yaptığını kaydetti. Akgündüz o gün bizi engelleyenler de biz de iş yapabiliyor derken açıklamlarına şöyle devam etti.

"Önemli olan hükümetin yatırımcıya nasıl baktığıdır. Geçtiğmiz dönemde hükümetler bazı iş adamların yolunu açarken diğerlerinin yolunu açmıyordu. AKP herkese yol açıyor. Bizim önümüzü açıyor. Bizim şirketimizi devletle iş yapmıyoruz." dedi JETPA holdingde 27 şirket vardı diyen Akgündüz "medyanın da içindeydik inter medya da bizimdi" derken Didim otelininde 250 milyon euro değerinde olduğunu söyeldi.


Akgündüz tapusu verilmeyen konutlar ile ilgili olarak ise "ihtiyati tedbir kalkınca tabularda tedbir kalktı 926 konut var. Herkes tapusunu alacak. İnsanlar harçları yatıracak tapusunu alacak. 6bin devre mülk sattı 244 milyon para yatırıldı." dedi.

Akgündüz birkaç milyar euro serveti olduğunu ve daha yolun başında olduğunu kaydetti. 1 milyon çalışana ulaşmayı hedeflediğini kaydeden Akgündüz 1.500 kişi istihdam ettiğini belirtti.

(Milliyet)

Jet Fadıl'ın oteline Cübbeli Ahmet Hoca'dan 'caizdir' fetvası

jet fadıl, fadıl akgündüz, cübbeli ahmet hoca, mahmud efendi, caprice gold, devremülk,
Jet Fadıl'ın oteline Cübbeli Ahmet Hoca'dan 'caizdir' fetvası


Jetpa Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fadıl Akgündüz, Caprice Gold Sarayı'nın önümüzdeki yıl Haziran ayında hizmete açılacağını söyledi

Otel şantiyesine kurulan bir çadırda gerçekleşen dua toplantısına, 34. Osmanlı Padişahı Sultan İkinci Abdülhamid Han’ın 3. kuşak torunu Harun Osmanoğlu, Mustafa Özşimşekler hoca ve 5 bin'e yakın davetli katıldı.

5.000’e yakın misafirin katıldığı davet, Cübbeli Ahmet (Ahmet Mahmut Ünlü) Hoca'nın Aşir okumasıyla başladı. Daha sonra söz alan Caprice Grup Yönetim Kurulu Başkanı M.Fadıl Akgündüz, "Bundan 2 yıl önce 29 Mart 2011 tarihinde bulunduğumuz seviyeden tam 50 metre aşağıda, Caprice Gold'un temellerini atarken, Cübbeli Ahmet Hocamız gelmiş ve o temel atmayı gerçekleştirmiştik. Tabii ki bazı medya gruplarının 'bu proje olmaz, bu hayali bir projedir' demelerine rağmen, büyüklerimizin himmetleri ve sizlerin dualarıyla bugün binamızın kaba inşaatı yüzde 100 tamamlanmış ve cephe kaplamaları 4 ay içinde tamamlanacak ve önümüzdeki Şubat ayı içinde binamız inşallah hazır olacak” dedi.

Daha sonra tamamlanan inşaatla ilgili bilgiler veren Akgündüz, “Dünyanın en fazla demir kullanılan binası Caprice Gold. 165 bin 000 metrekarelik inşaatta, 44 bin ton demir kullanılmıştır. Normalde bu rakam, 10 bin - 12 bin olması gerekirken, Allahın izni ile depremlere tedbir alıyoruz. Takdir Allahü Teala'nın. Kıyamet olmadığı müddetçe dayanacak bir bina yapıldı burada. 50 metre aşağıdan 100 metre yukarıya kadar vidalanarak tek çubuklar halinde demirler bağlandı. Böyle sağlam bir saray yaptık. Nasıl ki ecdadımız Rumeli Hisarlarını asırlarca önce yapmış ve bugün ayakta duruyorsa, biz de bu kaleyi, Hocamızın ifade ettikleri gibi, İslamın bu Kalesi'ni böyle güçlü bir şekilde yaptığımız için programın takviminde bazı değişiklikler oldu. Ama proje ilerliyor. Sonuca doğru geliyoruz. Ve sizlerin de bugüne kadar olduğu gibi, destekleriyle Allah'ın izni ile hem bu projeyi bitireceğiz hem de devamında bazı yeni projeler olacak" dedi.

"BURASI, İSLAM ALEMİNİN MERKEZİ OLACAK"


Daha sonra sohbet bölümünde, Cübbeli Ahmet Hoca, İslami ilkelere göre hizmet sunacak otel yokluğundan dolayı Caprice Gold projesine temelinden beri sıcak baktığını ve gayesinin de reklam yapmak değil, İslama hizmet etmek olduğunu belirterek, burasının tamamlandıktan sonra, dünyada İslama hizmet eden tüm alimlerin kalesi olacağını belirtti.

Ünlü, “Buradan yer satın almak caiz midir? Ben size fetva veriyorum, caizdir. Önceden kira almanız da helaldır. Bunları internette yayınladık. Fetvanın detaylarını da anlattık. En son İsmailağa Fıkıh Heyeti ile de görüşerek, her dört mezhebe uygun hale getirdik. Ben sana al alma demiyorum. Emlakçılık yapmıyorum. Fetva soruyorsan, hocalık yapıyorum. Caizdir diyorum sana ben. Buradan ne beklentim var? İslam Aleminin alimlerinin tümünü çağırabileceğim, yatırabileceğim, yedirip içirebileceğim bir yerim olacak. Böyle bir Sarayımız olacak inşallah. Ben bu dertteyim” dedi.

28 ŞUBAT MAĞDURLARIYIZ

Daha sonra, kendisi ve Fadıl Akgündüz ile ilgili eleştiri ve karalama kampanyalarına cevap veren Cübbeli AHmet Hoca, “Fadıl Bey de 28 Şubat sürecinin mağduru. Bütün İslama bir çelme takıldı. Bu adamın bütün mallarına, mülklerine el konuldu. Hepiniz namaz kılan adamlarsınız. Elinizi vicdanınıza koyun da, öyle düşünün. Yapamıyorsunuz, edemiyorsunuz demeyin. Bakın izin verilen proje bugün bitmek üzere. Yeni projelere de izin alınacak inşallah. Ben de takip ediyorum. Ben de merak ediyorum. Ümmet meselesi bunlar. Şahıs meselesi değil. 28 Şubat mağduru bizlere karşı şu işi beceremediniz, bu işi beceremediniz, şura tıkandı bura kapandı demeye kimsenin hakkı yoktur. Bize yol verin bakalım da, yapmıyorsak o zaman konuşun. Allah rızası için iftira yapmayın. Müslümana iftira haramdır” diye konuşmasını tamamladı.

Mahmud Efendi'nin asrın müceddidi ilan edildiği toplantıdan düzenbazlık sahtekarlık fışkırıyor.

mahmud efendi, müceddid, mürşid, mürşid-i kamil, jet fadıl, fadıl akgündüz, cübbeli ahmet hoca, islam üstün hizmet ödülü, 300 alim,
Mahmud Efendi'nin asrın müceddidi ilan edildiği toplantıdan düzenbazlık sahtekarlık fışkırıyor.



“Mü’min bir delikten iki kerre sokulmaz!” (Hadis-i Şerif)


“Hâfıza-i Beşer Nisyan ile ma’lüldür,” 

“İnsanlar arasında ilk unutan, şüphesiz ilk insandır“,
“Evvelü’n - Nâsî, Evvelelü’n-Nas,”

Tam da yukarıdaki gerçeklere tıpa tıp uyan bir durum var, ortada..

Diğer pek çokları gibi, 1990’lı yılların sonlarında Avrupadaki gurbetçilerden yüksek seviye’de kâr payı vereceğini söyleyerek önemli miktarlarda para toplamış, otomobil pazarlama işine girmiş beş-altı ülkeden parçaları tedarik edilerek Malezya’da montajı yapılmış, Malezya yollarına göre dizayn edilmiş, toplama bir otomobil ithali gerçekleştirmiş, İslâmî hassâsiyeti olduğu iddia olunan çevrelerin kulaklarına şöyle fısıldanmış, "Yahûdî Sermayesi’nin ürettiği, kârları yurtdışına çıkarılan otomobiller yerine, bir İslâm ülkesinden ithal edilmiş, müslüman bir kardeşimizin otomobillerini tercih ediniz!"


Bu propagandaya aldananlar, ellerindeki Türkiye, Anadolu şartlarına uygun üretilen ve montajı Türkiye’de yapılan araçlarını yok pahasına satıp,”Müslüman Kardeşimizin” ithal ettiği araçları, peynir-ekmek alır gibi aldılar. Bu araçların yeterince yetkili servisleri, yedek parçası yoktu. Üstelik, bu araçlar bırakınız; Anadolu yollarını, Büyükşehirlerin nisbeten kasisli yollarında bile hareket edemez durumdaydı.

“Müslüman Kardeşimizin” ithal ettiği bu araçları aldıkarı için fena halde pişman olmuşlardı, delikten zehirli bir akrep tarafından sokulmuşlardı. 

İnşaat işine girmişti. Topladığı paralarla tapusu bulunmayan en azından tapusu kendi şirketleri üzerine geçirilmeyen arsalar üzerine siteler kurdu, bu sitelerdeki daireleri çoğu dargelirli vatandaşlara topraktan maket üzerinden sattı. Bazılarına dairelerini teslim ettiyse de tapularını veremedi, bazılarına ise hiç teslim etmedi.

Güneydoğuda bir ilimizde yüzde 100 Türk sermayeli otomobil fabrikasını kuracağını yüzde 100 Türk malı otomobil üreteceğini reklam etti, hatta kendinde markalaştırdığı otomobilin protetipini televizyonlarda canlı yayınlarda tanıttı. Memleketine 10 bin kişilik istihdam sağlayacağını, ürettiği otomobilleri bütün islam alemine ihraç edeceğini, döviz girdisiyle memleketine milyarlarca dolarlık ekonomik katkı sağlayacağını söyleyerek, 2002’de milletvekili seçildi. Memleketine geldiği sırada dolandırıcılıktan tutuklandı.

Milletvekilliği düşürüldü. Hakkında; 494 ilâ 1255 yıl hapis cezası talep edildi. 
1,5 yıl hapiste tutulduktan sonra 150 bin TL kefâletle salıverildi. 

Muhakeme neticesinde, 4 yıl 2 ay hapis cezası aldıysa da ceza evinde kaldığı müddet dikkate alınarak serbest bırakıldı. Hakkındaki da'va Mürûr-u Zaman nedeniyle 2008'de düşürüldü.bir müddet kendisini unutturdu. Yukarıda ifade edildiği gibi, "Hafıza-i beşer nisyanla ma'lüldür," genel kuralından cearet alarak, İstanbul'da yeni ve söylendiğine göre pek büyük bir proje'ye baylamıştır.

Çok şükür; Memleketimizde tam bir teşebbüs hürriyeti mevcuttr. Elbette her Türk vatandaşı gibi bu zâtın da proje üretmek, diğer bütün proje sahibi vatandaşlarımız ibi projelerini tanıtmak hakkı da vardır.

Ancak, hiç bir kimsenin Dinimizi, dinimizce mukaddes kabul edilen mefhumları siyâsete ve ticârete çirkin bir şekilde âlet etme hakkı yoktur. 

Hâlen, çok çirkin iddialarla mevkûf bulunan bir zatın öncülüğündeki bir dernek ile reklâm ve illizyon dâhisi ve zât,"Uluslararası İnsanlığa Hizmet Sempozyumu," adıyla sözümona, Uluslararası bir toplantı tertip etmişler. Toplantı, İstanbul'da, 5 yıldızlı bir otelin süperlüx salonlarında yapılmış, Toplantıya katılabilmek için erkeklerin, mutlaka cübbeli-sarıklı, kadınların çarşaflı gelmeleri talep edilmiş, sözde 42 ülke'den İslâm âlimleri katılmış. 

Daha önceleri bu kabil tanıtma toplantılarına frak giyerek, papyon takarak katılan ma'lûm zatın da, başına beyaz sarık takarak, simsiyah bir cübbe, baştan-ayağa simsiyah bir kisve giymiştir. Seksenli yaşlarında, şeker hastalağından fevkalâde muzdarip, iyi göremeyen, iyi duyamayan, yürüme güçlüğü çektiği için tekerlekli sandalye ile dolaştırılan bir hocaefendi'de, bu ticârete âlet edilmiş bu Lüks Otelin salonlarında dolaştırılmış, İslâm Âlimi oldukları, sadece kendilerinden menkûl, ya da mevkuf zât ile asıl tertibin sahibi zât tarafından pompalanan, 300'ü aşkın sözde ilim ve tasavvuf adamı "Hocaefendiye" İslâm'a Üstün Hizmet Ödülü vermişler.

İslâm Üstün Hizmet Ödülü'nün verildiği "Hocaefendi" Salonlara; tekerlekli sandalye ile getirilmiş, bu sırada etrafında iki çeşit koruma duvarı oluşturulmuş, korumalardan ba'zıları, sakallı, sarıklı ve cübbeli, ba'zıları ise takım elbiseliymiş…

Hocaefendi salona alındığında kargaşa olmuş, müridler arasında arbede yaşanmış…
42 İslâm Ülkesi’nin hangi ülkeler olduğu mevzu’unda herhangi bir bilgi verilmiyor. 300 kadar âlim deniyor, fakat bunların kimler oldukları, ihtisas sahaları verilmiyor.

Şarlatan ve standupçu birisi tarafından sık sık, mürşid ve müceddid olduğu iddiası ortaya atılan “Hocaefendi” bu toplantıda bal gibi ticarete âlet edilmiştir. Hocaefendi, dünyada İslâm için ne yapmıştır ki, İslâm Âleminde 300’den fazla âlim ve mutasavvıf bir araya gelmişler, uzun uzun müzakere etmişler de, “Hocaefendi’yi, “İslâm’a Üstün Hizmet Ödülüne” lâyık görmüşler..
Hadi Canım Sende! Siz âlemi kör ve sersem mi sandınız?
Hani, “Kendin pişir, Kedin ye! derler ya!

“Âlim kisvesi giydirilmiş olanlar da bizden, ödülü hazırlayanlar da bizden, ödülü veren de bizden, ödülü alan da bizden. Biz, çok becerikliyizdir, Kendin pişir, kendin ye, formülünü dünya’da en iyi tatbîk eden de biziz...

Madem ki, “Hocaefendi’ için mürşid ve müceddid’dir, diyorsunuz, öyleyse kendisini niçin ve kimden koruyorsunuz? Etrafı Palankalarla, Elektrikli teller, köpekler ve silahlı muhafızlarla korunan “Şato”da oturtuyorsunuz?

Niçin dünya’nın en pahalı, Zırh’lı aracına bindiriyorsunuz?
Dışarıya çıkardığınız zaman, niçin etrafında etten duvarlar örüyorsunuz?
İrşada muhtaç, hidayete tâlip mü’minlerle, mürşid ve müceddid olduğunu iddia ettiğiniz birisi arasına bunca mania’yı niçin koyarsınız?

Yoksa, birileri sinsi sinsi, “Hocaefendi’yi enterne ederek onun adına malı mı götürüyor?
Bu toplantıdan sonra meydana gelen vak’a’lar sonuncu ihtimali kuvvetlendirmekte, te’yid etmekte, isbat etmektedir.

İstanbul’da, Bayrampaşa’da, Otogar ve Hal Binası manzaralı, 7 yıldız’lı masallardaki saraylar gibi bir otel’in temeli atılmış ve Devremülk sistemi ile topraktan satışı için reklâm’lara başlanılmış.. Ama, nasıl Reklâm!? Bilgisayar oyunlarıyla, Petrodolar Milyarderi arap şeyh’lerini kıskandıracak Altın kaplamalı saray salonları, saray odaları gösteriliyor, reklâm’lar Televizyon kanallarında gösterilirken, Temel Atma Merasiminde, şimdilerde çok ağır ve çirkin iddialarla mevkûf bulunan bir zâtın okuduğu du’a kendi sesinden sık sık veriliyor.

Şehr’in en merkezî yerlerindeki Reklâm Pano’larında, “Dünya Âlim’lerinin Saygı Duyduğu Büyük Bir Âlimin Du’alarıyla 20 Mart’da Yükselmeye Başladık.” tarzında, devasa reklam yapılmıştır. Cübbe sarığın, ödül törenlerinin enhâsı, minhâsı anlaşılmıştır.

50 yıldır, bu işlerin içerisindeyim, bugüne kadar böylesine hoyratça, böylesine kabaca din, ilim, âlim, dinen mukaddes kabul edilen değerler siyasete, ticarete alet edilmemiştir.
Mademki, dini, din ulemasını, dince mukaddes kabul edilen nesneleri ve değerleri böylesine siyasete ticarete alet ediyorsunuz, yaptığınız bu işin Yüce İslâm diniyle asla bağdaşmadığını da biz sizlere hatırlatalım.

İslâm hukukunda, olmayan bir mülkü, olmayan bir malı satmak “Bey-i Fasid’dir.
Denizde balık, hasadı yapılmamış tarladaki ürün, ağacında meyve satılamaz.
Tarlayı gösterip bu tarla üzerine yıllar sonra inşa edeceğini iddia ettiği daireleri, otel odalarını satmak da dinen Beyi Fâsid’dir.

Esas i’tibâriyle halen mevcut olmayan, ileride yapılması mutasavver, hayali daireler, otel odaları satmak en hafifinden dolandırıcılık olur.

Bütün bunlara rağmen, Saray’dan birer oda, birer karsoniyer almaya niyet edenler, aynı delikten bilmem kaçıncı def’a olarak Kral Kobra’nın sokmasına hazır olsunlar! Allah, şifalarını ihsan eylesin... Amiiiiiiiiin...

Mustafa Akkoca
13 Şubat 2012


5 Kasım 2013 Salı

"Çarşaf giymeyen bu kapıdan feyiz alamaz." Ali Haydar Efendi

akademi dergisi, mehmet fahri sertkaya, ali haydar efendi, ismailağa cemaati, mürşid, müceddid, cübbeli ahmet hoca, bozuk tarikatlar, gerçek yüzü, çarşaf farz mı, ortodoks, burka, Sanki kendisi gerçek mürşiddi de, feyiz alıyordu da, çarşaf giymiyorlar diye kızdı başkalarına feyiz dağıtmadı...


Güler misin, ağlar mısın...
Söver misin, döver misin...
Neyin kafasını yaşamaktı bu?

Zahiri bir İslam alimi bile tarih bilir. Kendini mürşid zan eden, mürşidlik iddia eden ve yüz binleri etrafına toplayan cami imamları, doğru düzgün tarih bilseler bile bu hataya düşmezler. Kaldı ki Fıkıhta meseledir, töreye, yöreye göre kılık kıyafet -şeriat sınırları içinde kalmak şartı ile- değişebilir. Zamanın değişmesi ile kılık kıyafet değişebilir.

Hatta meşhur fetvadır, bir Müslüman başka bir beldeye/bölgeye hicret etse, oraya yerleşse ve oranın ahalisi farklı bir kıyafet giyse -ve bu kıyafetleri şeriata uygun olsa- o hicret eden mü'mine, oranın kıyafetini giymek vacip olur.

Çarşaf farz değildir. Farz olan tesettürdür. Cilbab ayetinin izahı.. | Akademi Dergisi

ali eren, ali haydar efendi, cilbab, cübbeli ahmet hoca, çarşaf, çarşaf farz mıdır, çarşaf-ı şerif, ferace, mahmud efendi, ismailağa cemaati, akademi dergisi, ayet-i kerime,

Cilbab, kadını yukardan aşağıya kadar örten dış elbise olduğuna göre, kadınların evlerinin içersinde giydikleri iç elbi­seleri ile dışarıya çıkmamaları, çıktıkları zaman üzerlerine cil­bablarını almaları bu ayeti kerime ile emredilmekte, böylece kadının hür ve iffetli olarak tanınması, kendisine taarruzun yapılmaması için tessettürün en münasip kıyafet olduğu ifade edilmektedir.

Hz. Allah (c.c.) erkeklerin ne ile örtüneceklerinden hiç bah­setmediği halde kadınların örtünmelerinden bahsederken "Cilbab" ı zikretmektedir.

Bu güne değin en çok tıklanılanlar