ismail ağa cemaati etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ismail ağa cemaati etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Mart 2014 Pazartesi

Ali Haydar Efendi de zahiri alimdi. Mürşid ya da Müceddid değildi.

süleyman hilmi tunahan, ali haydar efendi, mahmud efendi, ismail ağa cemaati, cübbeli, cübbeli ahmed hoca, kemal kacar, mürşid, müceddid,

Hz. Üstazımız (Süleyman Hilmi Tunahan) döneminde, maddi ve manevi tüm tasarrufunu gözler önüne serdiği halde o günün alimlerinden olan Ali Haydar Efendi (ki o zamanlar istanbul'un meşhur vaizlerindendir ve şimdiki Mahmud efendi'nin de üstadıdır. Kendisini Mürşid ilan etmiştir.) hastalanmış. 

Hz. Üstazımız ziyarete gitmişler. Ali Haydar efendi diyor ki; 

"Efendim falanca doktor gelecek, beni tedavi edecek, onu bekliyorum."

Hazretimiz "Öyleyse biz gidelim, bize lüzum yok. Mademki senin manevi bir doktora ihtiyacın yok öyleyse bize müsade et" diyor.

"Bize müsade et" der demez hemen yerinden fırlar, eline sarılır üstazımızın, "Aman hoca efendi, bana okumadan gitme" diye hz.mize ısrar eder. O zaman üstazımız şöyle buyurur;



"Ey hocaefendi Bizim adresimiz sana bildirildi. Bizim maddi ve manevi tasarrufumuzun adresi de sana bildirildi. Sokağımız da sana gösterildi. Hatta evimizin numarası dahi sana bildirildiği halde, şu enaniyeti/benliği bir türlü atamadın" 



Süleyman Hilmi Tunahan (k.s.) tekrar tekrar Ali Haydar Efendi'yi ikaz etmiş ve "Mürşidlik iddia etme. Kendine rabıta yaptırma. Sen mürşid değilsin" demiştir. Yine bir arada oldukları bir sefer iyice üstüne gitmiş ve sert şekilde son bir kez ikaz etmiştir. Lakin Ali Haydar Efendi "Ben mürşidlik iddiamdan vazgeçsem bizim bu Mahmud vazgeçmez" gibi bir acayip bahane ile, gerçekte manevi bir hüneri, icazeti, tasarrufu olmadığı halde mürşidlik iddia etmeye devam etmiştir.

Resim: Ali Haydar Efendi

Bütün bunlara ve daha fazlasına şahit olan Süleyman Efendi'nin damadı merhum Kemal Kacar Hocaefendi, pek çok kere yolumuzun hocaefendilerine bunları anlatmıştır.

19 Şubat 2014 Çarşamba

Maldivler'de Müslümanlara özel ada ve Jet Fadıl

jet fadıl, müslümanların özel adası, maldivler, fadıl akgündüz, servet avcı, cübbeli ahmed, ahmet mahmut ünlü, ismail ağa cemaati, mahmut efendi,
Maldivler'de Müslümanlara özel ada ve Jet Fadıl


"MÜSLÜMANLARIN DA BİR ADASI OLDU..."

Türkiye’deki Müslümanların her şeyi tamamdı; ahlâkları, kul hakkı konusundaki titizlikleri, adaletsizliğe karşı dik duruşları, zalim karşısında eğilmeyen karakterleri, millî dirençleri, dayanışma duyguları, eğitimleri, Kur’an ahkâmı üzerine hayatları tastamamdı!.. Sadece bir eksiklikleri vardı, o da kendilerine özel bir adaydı!..

Müslümanların bu tarihî ihtiyacının giderildiğini reklam panolarına asılan müjdeli bir haberle öğrendik!.. Deniz, kum ve palmiye ağaçlarıyla süslü fotoğrafların altında âdeta asırlardır beklenen spot vardı: “Artık Müslümanların da bir adası oldu!..! 

‘Kâbe ayaklarınızın altında’ reklamlı otellerde Umre yapmaktan sıkılan Müslümanlar Maldivler’de yeni bir mekâna kavuştular elhamdülillah!.. Bayanlara erkeklere ayrı ayrı özel plajlar… Tıksırıncaya kadar yiyebilmeniz için yirmi dört saat açık büfeler, animasyonlar, eğlenceler!.. Dünyada Müslümanların çektiği acı, ızdırap ve gerilikten uzak ‘fethedilmiş ada’da on numara ‘sea sand sun’ yani!.. Ayrıca ümmetin problemlerinden dolayı daha ‘dertli’ din kardeşlerimizin rehabilitasyonu için özel villalı plajlar!..

‘Ufo gören masum din kardeşimiz’, “Artık Müslümanların da bir adası oldu” ilânına bakar bakmaz, İslâm ordularının müşriklere ait bir adayı ele geçirdiğini zannedip, şükür secdesine kapanabilir!.. Ya da dindar bir kâşifin Ümit Burnu’nu yeniden dolandıktan sonra hiç kimsenin bilmediği yeni bir ada keşfettiğini ve buraya İslâm’ın bayrağını diktiğini düşünebilir!.. Öyle ya, ne deniyor reklamda, artık bir adamız oldu!.. Daha önce deremiz, yaylamız, dağımız, ovamız, namusumuz, şanımız, şerefimiz, izzetimiz tamdı, bir adamız eksikti!.. Ne mutlu ki, ümmet bugünleri de gördü!..

Kıskançlıktan “Tsunamilere gelesiniz” diye beddua edecek hâlimiz yok… Hangi zengin Müslüman yağdan kat kat olmuş göbeğini nerede bronzlaştıracak, nerede kesintisiz zıkkımlanacak çok önemli değil… Aslında kabul etmeliyiz ki, reklamcılık açısından başarılı bir proje… Hedef kitle iyi tanımlanmış… İçerikten sıyrılmış Müslümanlık ile döneme ait şımarık, küstah, parayı nereye süreceğini bilemeyen, marka tutkunu, gösterişe meraklı, çoğu sonradan görme bir sınıfın varlığı üzerine oturtulmuş akıllıca bir girişim…


Bu reklam şekli ve pazar tanımı bir devri özetliyor aslında… İnsanlar paralarını eğlenirken bile ‘ibadet eder gibi’ ‘harama bulaşmadan’ harcayacaklar!.. Özel okyanus sularında serinleyebilmek için somon balığı gibi binlerce kilometre yol alırken, bir başka kara parçasında bir pirinç tanesi görünce göz kapaklarını zorlukla açan çocuğun dramını ya da diktatörlerin ellerinde bedenleri kan revan olan bebekleri düşünecekler!.. Bu arada kendi hâllerine şükredip İslâmî İslâmî eğlenecekler!.. 

Alan memnun satan memnunsa liberal ekonominin bir sözü olamaz… Ama lâik de olsa hukukun ve Müslümanların söyleyeceği bir şeyler olmalıydı… Hukuk, dinin reklam malzemesi yapılmasına, hatta o projenin neredeyse ‘ana taşıyıcısı’ olmasına müdahale etmeliydi… Diyanet’e ve müftülüklere bir şey diyemeyiz… Çünkü onlar zaten iradeleri ‘baş’a bağlı, din işlerinden ziyade, o sahada çalışanların ‘özlük haklarını düzenleyen’ işlerle meşguller… Geriye kalıyor ‘Müslüman aydınlar’… Yazık, onlardan da pek ses çıkmadı… ‘Aydın’ rozeti onların çoğu için birer abartma tabii… Siyasetin emrinde olmak, onun politikalarına onay vermek, o doğrultuda kamuoyu oluşturmak ya da taassuba hizmet etmek mesailerinin neredeyse tamamını aldığı için bu açık ‘yozlaşma’yı ve ‘çürüme’yi dert etmiyorlar… 

Keşke içlerinden Müslümanların ‘ada’ya değil, ‘adam’a ve ‘âdab’a ihtiyacı var diyenler çok çıksaydı… ‘İyiliği emredip, kötülükten sakındırma’ düsturunu politik kaygılara feda etmeyen, iktidar sahiplerinin ve zenginlerinin ceplerinde gezmeyi ‘aydın’ şahsiyetiyle bağdaştıramayan, kokuşmuşluğa isyan eden, dininin siyasette ve ekonomide aslından sıyrılıp reklam malzemesi yapılmasına karşı şerefiyle dikilen, Katillerin elinde İslâm’ın çocukları kırılırken, kendi çocuklarına haramdan ikbal kuleleri inşa edenleri görünce yazı ve sözleriyle yüzlerine tüküren ‘adamlar’ olsaydı keşke, eğlence adaları yerine!..

Çünkü eksik olan ‘ada’ değil, ‘adam’dı!..


Servet Avcı
Yeniçağ / 23-01-2013

Bir dönemin olay adamı Jet Fadıl hangi barda hangi şarkıcıyla yakalandı?


Hüner Coşkuner, bir süredir Fadıl Akgündüz'ün gizli ortağı olduğu Didim'deki Caprice Palace Otel'de sahne alıyor. Bakın yakalanınca Jet Fadıl Jet'liğini nasıl gösterdi?

Kamuyoyunda 'Jet-Fadıl' ismiyle tanınan Fadıl Akgündüz AKŞAM'a yakalandı. Uzun süredir ortalarda görünmeyen eski işadamı, önceki akşam Emirgan'da açılan Kilisli Restaurant'a gitti. Yanında da şarkıcı Hüner Coşkuner vardı. Geç saatlere kadar yemek yiyen ikili, ardından mekandan ayrılarak, aynı araca bindi. Kendisini görüntüleyen AKŞAM muhabirini karşısında görünce ne yapacağını şaşıran Akgündüz, aracını muhabirin üzerine sürdü. Hüner Coşkuner, bir süredir Fadıl Akgündüz'ün gizli ortağı olduğu Didim'deki Caprice Palace Otel'de sahne alıyor.

1200'DÜ, 4 YIL YEDİ  



Fadıl Akgündüz, 3 Kasım 2002'de Siirt'ten bağımsız milletvekili seçilmişti. Ancak Siirt seçiminin iptal edilmesinin ardından hakkında Almanya'daki bazı Türkleri 'yüksek kâr payı vaadiyle kandırarak nitelikli dolandırıcılık yaptığı' iddiasıyla açılan davalar nedeniyle tutuklanmıştı. Akgündüz'ün, 494-1235 yıl hapsi istenmişti. Bir süre Kartal H Tipi Kapalı Cezaevi'nde kalan Akgündüz, Bakırköy 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nce 5 Mart 2004'te 150 bin YTL kefaletle tahliye edilmiş; yurtdışına çıkışı yasaklanmıştı. Akgündüz, şirketlerinin 15 bin ortağının bulunduğunu, bunlardan sadece yüzde 3'ünün şikayetçi olduğunu söylemişti.

 Akgündüz için son olarak Kasım 2006'da 4 yıl 2 ay hapis ve 10 bin 400 YTL adli para cezası kararı çıktı. 'Jet-Fadıl'ın tutuklu kaldığı sürenin cezasından mahsup edilmesini öngören mahkeme heyeti, İsviçre bankalarındaki hesaplarına konulan tedbirin ve yurt dışına çıkış yasağının devamına hükmetmişti. Akgündüz'ün ödediği kefaletin de kendisine iadesine karar verilmişti.


Jet Fadıl son yıllarda, kendisini Müceddid ilan ettiren Mahmud Ustaosmanoğlu (Mahmud Efendi)'nun İsmailağa cemaati ile ve Cübbeli Ahmed Hoca ile olan yakınlığı ile dikkat çekti. Daha tamamlanmadan haciz gelen Caprice Gold isimli devre mülk sarayına hazırladığı reklamda "Asrımızın çok büyük bir Allah dostunun(Mahmud Efendi'yi kastediyor) duaları ile temelleri atılan Caprice Gold otelde..." cümlelerini kullanmaktan çekinmedi. 

Mahmud Efendi'nin kendisini Müceddid ilan ettirdiği toplantının maddi yükünü de Jet Fadıl'ın göğüslediği ve bu usulsüz toplantıyı da ticaretine alet ettiği hep tartışıldı.

ahmet mahmut ünlü, caprice gold, cübbeli ahmed hoca, dolandırıcılık, hüner coşkuner, ismail ağa cemaati, jet fadıl, jetpa, kilisli restaurant, mahmud efendi, nitelikli dolandırıcılık,

Mahkeme Almanya’da toplanan paranın izini sürdü Jet Fadıl’a ödetecek

mahkeme kararı, jet fadıl, fadıl akgündüz, mahmud efendi, ahmet mahmut ünlü, almanya, gurbetçiler, nitelikli dolandırıcılık, ismail ağa cemaati, cübbeli ahmed, jetpa,


Jet-Pa Holding’in patronu Fadıl Akgündüz’ün 1990’lı yıllarda Almanya’daki Türklerden “yüksek gelir” vaadiyle topladığı paralarla ilgili Türkiye’den ilk “ödensin” kararı çıktı. 14’üncü Asliye Ticaret Mahkemesi’nin verdiği 45 bin 655 liralık iade kararı,emsal gösterilebilecek.

NİTELİKLİ dolandırıcılıktan hüküm giyen Jet-Pa Holding’in patronu Fadıl Akgündüz’ün Almanya ve İsviçre’de gurbetçilerden yüksek faiz garantisiyle topladığı parayı Türkiye’ye aktardığı mahkeme kararıyla tescil edildi. Gurbetçi M.E., Jetpa Holding A.Ş. ve Akgündüz hakkında açtığı 50 bin DM’lik (Alman Markı) alacak davasını kazandı. Mahkeme alacağın dava tarihindeki karşılığı 45 bin 655 TL’nin faiziyle tahsiline karar verdi.

Karar emsal olacak

Davacı avukatı Acun Papakçı, “Bu karar ile hukuk mahkemesi de ceza mahkemesi gibi Fadıl Akgündüz’ün faaliyetinin haksız fiil olduğunu ve muvekkilimize zarar verdiğini kabul etmiş oldu. Kararda diğer davalı, Türkiye merkezli Jet-Pa Holding’in de zarardan müteselsilen sorumlu tutulması, Almanya ve diğer ülkelerde yaşayan binlerce mağdurdan toplanan paraların Türkiye’ye aktarıldığının tespit edilmesi anlamına geliyor. Bu örnek bir karar” dedi.

Hileli iflas olayı



İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde görülen dava gurbetçi M.E. adına Jet-Pa Holding ve patronu Fadıl Akgündüz hakkında açıldı. Başvuruda Jet-Pa Holding’in Akgündüz tarafından 3 Ekim 1997’de, grubun Almanya ayağı olan Jet-Pa GMBH’nin 19 Aralık 1996’da kurulduğu, Liechtenstein’da kurulu Jet-Pa AG’nin 7 Temmuz 1999’da hileli iflas ettirildiği, tek imza yetkilisinin Akgündüz olduğu belirtildi. Davalıların Almanya ve Liechtenstein’deki şirketleri paravan olarak kullanıp, milyonlarca DM topladığı, paraların Türkiye merkezli Jet-Pa Holding’e aktarıldığı öne sürüldü.

MASAK raporu

Başvuruda Maliye Bakanlığı Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı’nın (MASAK) düzenlediği 28 Nisan 2000 tarihli raporda yurtdışında toplanan paraların Türkiye’ye aktarıldığının tespit edildiği vurgulanarak, sonuç bölümünde yer alan şu maddelere dikkat çekildi:

1- Davalı, yurtdışında kurulu paravan şirketleri tarafından toplanan paraların bir kısmını kendi tasarrufuna geçirerek sebepsiz zenginleşti.
2- Para toplama faaliyetinde dini duygular bir araç olarak kullanıldı.
3- Bu amaca ulaşabilmek adına sözlü ve yazılı açıklamalar ile hayali bir Jet-Pa imajı yaratıldı.
4- Yatırımcıların yatırdıkları paranın tamamının geri alınabileceği yönünde garantiler verildi.
4 yıllık hapis
Fadıl Akgündüz’ün Bakırköy 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nce, nitelikli dolandırıcılık suçundan 4 yıl 2 ay hapis ve para cezasına çarptırıldığı hatırlatıldı. Başvuruda Bankalar Kanunu, SPK ve Ticaret Kanunu’nun çiğnendiği vurgulanarak, alacak kadar tedbir, paravan şirketler üzerinden toplanan paraların Türkiye’ye aktarıldığının kabulüyle; davalıların hukuka aykırı para toplama faaliyetinden sorumlu olacaklarına ve 50 bin DM’ın faiziyle tahsiline karar verilmesi istendi. Mahkeme alacağın dava tarihindeki karşılığı 45 bin 655 TL’nin faiziyle tahsiline karar verdi.

Ortakları ‘sessizlik sözleşmesi’ yaptı

BAKIRKÖY 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nin Akgündüz’e verdiği 4 yıl 2 ay hapis ve 10 bin 400 TL para cezası zamanaşımına uğradı fakat karar temyiz edildiği için son sözü Yargıtay söyleyecek. Fadıl Akgündüz, 15 ay hapis yattıktan sonra 150 bin liralık kefaletle serbest kalmış, son kararla birlikte kefalet parası iade edilmişti. Mahkemenin verdiği mahkumiyetin gerekçeli kararında şu tespitler yapıldı: 

Fadıl Akgündüz tarafından imzalanmış “Bismillahirrahmanirrahim” ile başlayan mektuplar, müştekilerin dini ve milli duygularını istismar etti.

İMZA adlı ilk Türk otomobilinin üretileceği, işsizliğe çare olunacağı şekilde broşürler, televizyonlar ve internet aracılığıyla propaganda yapıldı, fakat bu vaadlerin hukuki dayanağı yoktu.
Yeterli sermayesi olmamasına rağmen, yurtdışındaki şirketlerine ortaktı ve daha sonra bu şirketleri sermaye artırımı yoluyla kendisine borçlandırdı.

Almanya’da kurulu Jet-Pa GMBH ve İsvçire’de kurulu Jet-Pa AG şirketleri aracılığıyla müştekilerden toplanan paralar Jet-Pa Holding A.Ş.’ye, şirket kayıtlarına uygun olmayan bir biçimde aktarıldı ve şirketin sermaye artırımında kullandırıldı.

Bu şirketlerin kabul edilebilir bir ticari faaliyeti olmadığı gibi sessiz ortaklık sözleşmeleri doğrultusunda para toplamaya yönelik paravan şirketler oldukları görüldü.

Jet Fadıl, holdingin için böyle boşaltmış

aydın, didim, caprice palas otel, jetpa, fadıl akgündüz, jet fadıl, cübbeli ahmed hoca, mahmud efendi, ahmet mahmut ünlü, ismail ağa cemaati,
Jet Fadıl (Fadıl Akgündüz) kendisini sahtekarlıkla Mürşid ve Müceddid ilan ettiren Mahmud Efendi ile beraber iken



'JET FADIL' HOLDİNGİN İÇİNİ BÖYLE BOŞALTMIŞ

Avrupa’daki gurbetçilerden yaklaşık 650 milyon mark toplayan Fadıl Akgündüz’ün, Jetpa Holding’in içini boşalttığı ileri sürüldü.

Akgündüz’ün, sermaye artırımı yoluyla 600 milyon lira değerindeki mal varlıklarını ablası ve eniştesine 3 milyon liraya devrettiği ortaya çıktı. Devredilen şirkette Aydın Didim’deki Caprice Palas Otel de yer alıyor.

Jetpa Holding kurucusu Fadıl Akgündüz’ün, Jetpa’ya ait Aytepe Turizm şirketini değerinin çok altında devrederek holdingin içini boşalttığı ileri sürüldü. Yaklaşık 25 bin gurbetçiden 650 milyon Alman Markı toplayan Akgündüz’ün, bu paraları futbolcu transferleri, sponsorluk gibi işlerde tükettiği belirtiliyor. Akgündüz’ün ayrıca yüzde 98’i Jetpa Holding’e ait olan yaklaşık 600 milyon lira değerindeki Aytepe Turizm’i ev hanımı ablası Avniye Obut ve emekli memur eniştesi İbrahim Obut’un kurduğu Mai Turizm’e devrettiği ortaya çıktı.

Zaman'ın haberine göre, Akgündüz’ün, 135 bin lira sermayeli Aytepe Turizm’in sermayesini 3 milyon liraya yükselterek, şirketin sahipliğini Mai Turizm’e geçirdiğini tespit eden Jetpa Holding kurucu ortağı Sacit Duran, mal kaçırma operasyonunu engellemek için Didim Asliye Ticaret Mahkemesi’nde ‘butlan’ davası (işlemin geçersizliği) açtı. 3 milyon liraya devredilen Aytepe Turizm Şirketi’nin mal varlıkları arasında ise 258 milyon lira değerindeki Caprice Didim Otel’in yanı sıra Didim’de bulunan 52 adet villa, Caprice Otel personel daireleri ve turizm bölgesi olan Muğla’nın Midas ilçesi sahilinde yaklaşık 300 milyon lira değerinde olduğu tahmin edilen 119 dönüm arsa bulunuyor.

6 Kasım 2008 tarihli devir işleminin gerçekleştirildiği genel kurul toplantısına şirketin diğer ortaklarının çağrılmadığını kaydeden Sacit Duran, “Mahkeme safhası altı yıldır devam ediyor. Hakkımı sonuna kadar arayacağım.” diyor. Aytepe Turizm’i 1995 yılında Mehmet Aytepe isimli bir vatandaştan devraldıklarını belirten Duran, yüzde 30 olan Jetpa Holding hissesinin, Akgündüz tarafından çeşitli işlemlerle elinden alındığını kaydediyor. Mahkeme kararı ile hissesinin yüzde 10’unu geri aldığını ifade eden Duran, “Mahkeme sürecinde payımı geri alacağımı anlayan Fadıl, Jetpa’nın içinde değeri 600 milyon lirayı bulan Aytepe Turizm şirketini sermaye artırımı yöntemiyle ablası ve eniştesine devretmiş. Hissemi geri aldığımda Jetpa’nın içi çoktan boşaltılmıştı. Almanya’da kurduğu şirketlerle 650 milyon markı batıran birinin Türkiye’de 1 milyar liraya yakın mal varlığının olması çok adaletsiz bir durum.” ifadelerini kullandı. Öte yandan Akgündüz’ün devir işleminden sonra Jetpa’daki hisse payını yüzde 20’ye düşürdüğü ve yüzde 50 hissesini Avrupa’da iflas eden Jetpa International Marketing Trading and GMBH ve Jetpa International Marketing Trading and AG şirketlerine devrettiği ortaya çıktı. Holdingin yüzde 10 hissesi ise Caprice Gold Gayrimenkul Turizm’e devredildi.

Jet Fadıl'ın oteli açılmadan icralık oldu

jet fadıl, fadıl akgündüz, caprice gold, devremülk, jet-pa, cübbeli ahmed hoca, ahmet mahmut ünlü, mahmud efendi, ismail ağa cemaati,
Jet Fadıl'ın oteli açılmadan icralık oldu

Kamuoyunda Jet Fadıl olarak bilinen İşadamı Fadıl Akgündüz'ün Bayrampaşa'da açmayı planladığı Caprice Gold Oteli'nin açılmadan icralık olduğu ortaya çıktı.

İşadamı Fadıl Akgündüz'ün sahibi olduğu Caprice Gold Oteli'nin açılmadan icralık olduğu ortaya çıktı. Haciz işlemini, Akgündüz'ün denetimindeki şirketten alacağını tahsil edemeyen İstanbul'daki Gıda Toptancıları'nın kurduğu kooperatif uyguladı. Toplam 10,5 milyon liralık alacak için Caprice Gold'deki 63 devre mülke haciz konuldu. Haciz uygulanan odaların, devre mülk olarak başka kişilere satıldığı düşünülüyor.

'O ODALAR BAŞKA ŞİRKETİN'



Bu durum, hak sahipleri için de sorun anlamına geliyor. Akgündüz'ün avukatları ise haciz konulan odaların, Capricegold Turizm A.Ş.'ye değil, Capricegold Gayrimenkul Yatırım Tur. Ltd. şirketine ait olduğu gerekçesi ile İcra Hukuk Mahkemesi'ne itirazda bulundu. Kooperatif avukatlarının mahkemeye sundukları dilekçede, itirazın icradan satışı engelleme girişimi olduğu iddiasında bulundukları anlaşıldı.

25 KİŞİ YARGILANIYOR

Fadıl Akgündüz ile, Kooperatif'in karşı karşıya gelmelerine sebep olan arsa nedeni ile 25 kişi de İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanıyor. 12 yıla varan hapis cezası istemiyle yargılanan isimler arasında Kooperatifin eski başkanı Ali Zafer Taciroğlu, yardımcıları ve yönetim kurulu üyeleri Osman Kaan, Rasim Keklik, Mahmut Akpınar ve arsanın akrabalarına ait şirkete satışını organize ettiği ileri sürülen Fadıl Akgündüz ile arsayı resmen satın almış görünen Caprisgold Turizm İnşaat Ticaret A.Ş.'nin ortakları İbrahim Obut, Avniye Obut de bulunuyor.

İlk duruşması 21 Haziran'da görülen davada, sanıkların kendilerine yönelik suçlamayı kabul etmedikleri anlaşıldı.(Dinçer Gökçe / Hürriyet)

Jet Fadıl Cübbeli kuyruğunda

cübbeli ahmed hoca, sohbetleri, kitapları, lalegül fm, beyan dergisi, jet fadıl, fadıl akgündüz, mahmud efendi, ismail ağa cemaati,
Jet Fadıl Cübbeli kuyruğunda


Kamuoyunda Cübbeli Ahmet Hoca olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü, 58 eseri için imza töreni düzenledi. İmza töreni Bayrampaşa’da inşaatı devam eden Caprice Gold konutlarının bahçesinde düzenlendi. Yaklaşık bin kişinin katıldığı imza töreni için dev bir çadır kuruldu.


Erkek ve kadın girişlerinin ayrı yerlerden yapıldığı çadırda kadın- erkek bölümü paravanla kapatıldı. Girişine kırmızı halının serildiği çadırda Ünlü’nün kitapları satıldı. İmza için gelen birçok kişi 58 eserin tamamının 533 TL’ye satıldığı kitaplardan bazılarını satın aldı.

(Milliyet)

Jet Fadıl'ın serveti birkaç milyar euro

jet fadıl, fadıl akgündüz, mahmud efendi, ismail ağa cemaati, cübbeli ahmet hoca,
Fadıl Akgündüz yeni çalışmalarını anlattı


Bir dönem dolandırıcık iddialarıyla gündeme gelip Jet Fadıl adıyla ünlenen Fadıl Akgündüz Habertürk TV'De Balçiçek İlter'in sorularını yanıtladı.

Fadıl Akgündüz yerli otomobil İmza ile ilgili olarak rakip olmak isteyen firmaların kendisine baskı yaptığını kaydetti. Akgündüz o gün bizi engelleyenler de biz de iş yapabiliyor derken açıklamlarına şöyle devam etti.

"Önemli olan hükümetin yatırımcıya nasıl baktığıdır. Geçtiğmiz dönemde hükümetler bazı iş adamların yolunu açarken diğerlerinin yolunu açmıyordu. AKP herkese yol açıyor. Bizim önümüzü açıyor. Bizim şirketimizi devletle iş yapmıyoruz." dedi JETPA holdingde 27 şirket vardı diyen Akgündüz "medyanın da içindeydik inter medya da bizimdi" derken Didim otelininde 250 milyon euro değerinde olduğunu söyeldi.


Akgündüz tapusu verilmeyen konutlar ile ilgili olarak ise "ihtiyati tedbir kalkınca tabularda tedbir kalktı 926 konut var. Herkes tapusunu alacak. İnsanlar harçları yatıracak tapusunu alacak. 6bin devre mülk sattı 244 milyon para yatırıldı." dedi.

Akgündüz birkaç milyar euro serveti olduğunu ve daha yolun başında olduğunu kaydetti. 1 milyon çalışana ulaşmayı hedeflediğini kaydeden Akgündüz 1.500 kişi istihdam ettiğini belirtti.

(Milliyet)

14 Kasım 2013 Perşembe

Mahmud Efendi mürşid de müceddid de değil. Akıl sağlığı yerinde de değil. |Mehmet Fahri Sertkaya

akıl hastası mı, ali haydar efendi, hicri 15. asır, ismail ağa cemaati, mahmud efendi, mahmud ustaosmanoğlu, mahmut efendi, mehmet fahri sertkaya, müceddid, mürşid-i kami

İsmailağa gerçek bir tarikat değil, Mahmud Efendi bir cami imamından başka bir şey değil. 


Kendini mürşid ve müceddid zan eden bir cami imamı olan Mahmud Efendi'nin uzun yıllardır akıl sağlığının yerinde olmadığına dair yemin etsem, başım ağrımaz.

İslamcı basında uzun süreler köşe verilmiş ve yazarlık da yapmış, Müslümanların arasında marka olmuş, hepinizin mutlaka ismini duyup bildiği bir uzman psikiyatr olan Sefa Saygılı'nın, yine İslamcı bir gazetenin tanınmış bir yazarı olan Ali Eren'e söylediği söz aynen şu şekildedir.

5 Kasım 2013 Salı

Bakın bu çarşaflı kadınlar Müslüman değiller. Ortodoks Hristiyan kadınları bunlar... | Akademi Dergisi

akademi dergisi, çarşaf farz mı, çarşaf-ı şerif, cübbeli ahmet hoca, ortodoks, museviler, rahibe, bozuk tarikatlar, ismailağa cemaati, gerçek yüzü, mahmud efendi,

Bu sayfada sıralanmış fotoğraflarda görülen çarşaflı kadınların hiç biri Müslüman değildir. Tamamı Ortodoks Hristiyan kadınları ve rahibeleridir.


"Çarşaf giymeyen bu kapıdan feyiz alamaz." Ali Haydar Efendi

akademi dergisi, mehmet fahri sertkaya, ali haydar efendi, ismailağa cemaati, mürşid, müceddid, cübbeli ahmet hoca, bozuk tarikatlar, gerçek yüzü, çarşaf farz mı, ortodoks, burka, Sanki kendisi gerçek mürşiddi de, feyiz alıyordu da, çarşaf giymiyorlar diye kızdı başkalarına feyiz dağıtmadı...


Güler misin, ağlar mısın...
Söver misin, döver misin...
Neyin kafasını yaşamaktı bu?

Zahiri bir İslam alimi bile tarih bilir. Kendini mürşid zan eden, mürşidlik iddia eden ve yüz binleri etrafına toplayan cami imamları, doğru düzgün tarih bilseler bile bu hataya düşmezler. Kaldı ki Fıkıhta meseledir, töreye, yöreye göre kılık kıyafet -şeriat sınırları içinde kalmak şartı ile- değişebilir. Zamanın değişmesi ile kılık kıyafet değişebilir.

Hatta meşhur fetvadır, bir Müslüman başka bir beldeye/bölgeye hicret etse, oraya yerleşse ve oranın ahalisi farklı bir kıyafet giyse -ve bu kıyafetleri şeriata uygun olsa- o hicret eden mü'mine, oranın kıyafetini giymek vacip olur.

Bu güne değin en çok tıklanılanlar